31 Ağustos 2010 Salı

Serbest meslek faaliyetinin özellikleri

Gelir Vergisi Yasası'nın 65'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan tanımlamadan anlaşılacağı üzere "Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır."

Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere serbest meslek faaliyeti tanımının temel unsurları;

* Sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel ve mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması,
* Bir işverene tabi olmaksızın kişisel sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması,
* Yapılan faaliyetin (işin) devamlılık arz etmesi,

olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

Ancak diğer yandan serbest meslek faaliyeti uygulamada zaman zaman ticari faaliyetle, ücret geliri veya arizi kazançla karıştırılabilmektedir.

Serbest meslek faaliyetinden doğan kazancın serbest meslek kazancı olarak vergilendirilebilmesi için yasal olarak devamlılık arz etmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda serbest meslek erbabı için, yapılan faaliyetin devamlılık arz edip etmediğinin belirlenebilmesi adına Vergi Usul Yasası'nın 155'inci maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiş bulunan durumların varlığı dikkate alınmaktadır.

Buna göre serbest meslek erbabı için aşağıda belirtilen hallerin herhangi birisinin varlığında serbest meslek faaliyetine devamlılık arz edecek şekilde başlanıldığı kabul edilmektedir.

* Muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel işyerleri açmak.
* Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak,
* Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolmak,
hallerinde serbest meslek faaliyetine başlanıldığı kabul edilmektedir.

Ancak mesleki teşekküllere kaydolanlardan görev veya durumları gereği, bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanların vergi dairesine bu durumu bildirmeleri halinde faaliyetin devamlı olduğu ileri sürülemez.

Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde sadece devamlı olarak yapılan serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı olarak kabul edilmektedir.

Buna karşılık devamlı olarak yapılmayan arizi nitelikteki serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen kazançlar ise Gelir Vergisi Yasası'nın 82/2'nci maddesi uyarınca arizi kazanç olarak vergilendirilmektedir.


Serbest meslek faaliyeti bir işverene bağlı olarak, işverenin göstermiş olduğu yerde ve belli bir organizasyon içinde yapılıyorsa, bu tür bir faaliyetten belli periyotlarla elde edilen belirli miktardaki paralar ücret olarak kabul edilmektedir.

Diğer yandan bazı hallerde serbest meslek faaliyeti ticari bir organizasyon çerçevesinde sürdürülebilmektedir ki bu takdirde elde edilen gelirin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.

Bilindiği üzere ticari kazancın elde edilmesinde ana unsur, sermaye ve organizasyonun varlığıdır. Ücret gelirinin veya serbest meslek kazancının elde edilmesinde, geliri elde edenin böyle bir organizasyonu oluşturması söz konusu değildir.

Örneğin bir tıp doktorunun tedavi merkezi açıp işletmesi halinde, tıp merkezinin bu faaliyetinden dolayı elde ettiği kazanç ticari kazanç olarak kabul edilmektedir.

Bazı faaliyetlerin icra edilmesi sonucu elde edilen kazancın, ücret geliri mi yoksa serbest meslek kazancı mı olduğu konusu uygulamada devamlı tartışılır olmuştur.

Bu konuda yapılan belirlemelere göre;

* Konser salonu, sinema, tiyatro gibi yerlerde solist olarak faaliyet gösteren, enstrüman çalan veya gösteri yapan yerli ve yabancı oyun ve temsil gruplarının faaliyetleri serbest meslek kazancı olarak kabul edilmektedir.

Ancak bu tür işleri yapanların bir işyerine bağlı ve işverene tabi olarak bu faaliyetleri sürdürmeleri halinde elde ettikleri gelir ücret olarak değerlendirilmektedir.

* Dizi filmlerde görev alan sanatçılar ile rejisörler ve bu alanda çalışan teknik elemanlar serbest meslek erbabı olarak kabul edilmektedir. Ancak bu kişilerin hizmet sözleşmesi ile herhangi bir şirkete ya da ajansa bağlı olarak çalışmaları halinde elde ettikleri gelir ücret olarak kabul edilmektedir.

* Mankenliği meslek olarak yapanlardan belli bir işyerine bağlı olmaksızın çalışanlardan elde etmiş oldukları gelirler, serbest meslek kazancı olarak vergilendirilir.

* Herhangi bir işverene bağlı olmaksızın konferans ve seminer veren kişilerin bu konferanslarda yapmış oldukları konuşmaları karşılığı aldıkları bedeller de serbest meslek kazancı sayılmaktadır.

Veysi Seviğ,Referans Gazetesi

Doğum borçlanmasında 2 aydır genelge çıkamadı

Sosyal Güvenlik Kurumu, Kanun'un kadınlara verdiği doğum borçlanması hakkını, çıkardığı Kanuna aykırı Tebliğ ve Tebliğe aykırı genelge ile vatandaşın elinden almıştı. Şimdi kaybettiği davalardan sonra 1 Temmuz 2010 günü Tebliğ'i düzeltti ve doğrusunu yayınladı ama beceriksiz olduklarından 2 aydır bir türlü genelgeyi çıkaramadığı gibi bilgisayar programını da bu yazının hazırlandığı güne kadar yazdıramadı...


Eşiniz 4 yıl erken emekli olur

Sevgili kardeşim Ali Bey, T.C. vatandaşıyım, mahkeme kararlarıyla kazanılan doğum borçlanması için gittiğim SGK'da soru sorarken aldığımız cevap yetersiz ve köpek muamelesi yapıyorlar. Verdikleri borçlanma dilekçesi fotokopi ve üzerinde DİKKAT sayfanın arkasını okumadan doldurmayın yazıyor ve fotokopi olunca arka sayfa boş. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti başkenti Ankara'da bu işe bakan servise 4 kişi vermişler. Be kardeşim, benim Allah'ım var deyip de Allah'tan korkmayanlar devlet vatandaş için vardır ve anayasal hakkımız olan haklarımızı evirerek çevirerek kelime oyunlarıyla elimizden alırken, bu hakları bize kararlarıyla veren mahkemeleri ise halk oylamasıyla kabul ettirip mahkemeleri de kendi yönetimine sokacaklar. Ali Bey soracağım soru çok basit, hanımım 1959 doğumlu, işe giriş tarihi 2001 ve 2 çocuk var biri 1982 diğeri ise 1988 doğumlu; çıkan ve mahkemece düzeltilen yasaya göre benim hanım yararlanır mı, yararlanamaz mı? Yararlanırsa 1982 ilk doğumdaki SSK yasası mı geçerli yoksa 4 yıl geriden 1997 yılı yasası mı geçerli? Yani borçlanmadan nasıl yararlanır? Selamlar ve başarılar. İsmi Saklı

Sayın okurum, eleştirilerinizi aynen yayınladım. Sorularınızın cevabına gelince, eşiniz iki çocuk için doğum borçlanması yapınca başlangıcı 4 yıl öne gelip 1997 olarak kabul edilecektir. Bu durumda da 58 yaşında 3600 günle SSK'dan emekli olur.

Bu arada borçlanma talep dilekçesinde günlüğü kaç para üzerinden borçlanılsın sorusunun olduğu yere 42 lira yazarsanız ödeyeceğiniz günlük borçlanma bedeli de (% 32 oranı ile) 13.44 lira olur. 1440 gün için de ödeyeceğiniz rakam 19.353 lira olur. Bu durumda ilerde tavandan emekli olur.

Günlüğüne en düşük rakamı seçerseniz de ödeyeceğiniz rakam 11.692  lira ama ilerde emekli olduğunda tabandan emekli olur. 13 liradan fazla ödeme yapmanızın ise anlamı yok, bir işe yaramaz. Bu arada eşiniz borçlanma yapmazsa 2001 başlangıcı ile 2026 yılında en az 4500 günle emekli olabileceği gibi en az 7000 gün sayısı ile 58 yaşında da emekli olabilir.

Borçlanmada en düşük rakamı seçin

Annemin doğum borçlanması ile ilgili soru sormak istiyorum. Kendisi 1959 doğumlu. 1976-1977-1986 ve 1987 yılları olmak üzere 4 sağ doğumu var. 1996 yılında 46 günlük bir SSK çalışması var. Ev hanımı olarak isteğe bağlı Bağ-Kur emeklisi olarak eskiden başvurmuş ama şu son çıkan kanunda uzun süre hiç borcunu ödemediği için hakkını kaybetmiş. Dolayısıyla şu an geçerli olarak Ağustos 1998-Haziran 2010 arası isteğe bağlı Bağ-Kur prim ödemesi var. Son 2 aydır da tekrar SSK'lı olarak çalışıyor. Özetle 106 gün SKK 5 yıl 11 ay gibi de Bağ-Kur ödemesi var. Bu durumda;

1) Doğum borçlanmasından yararlanmalı mı?
2) Ne zaman emekli olabilir. SSK'dan emekli olabilir mi?
3) Yaş ve yılı tamamlayınca emekli olma durumu var mı yoksa yine prim gün sayısı olan 5 bin küsur günü bekleyecek mi? Dilek Topal

1 Temmuz günü Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğe göre anneniz SSK numarasına sahip olduğundan 2 doğum için toplam 1440 gün borçlanma yapabilir. Ancak, yukarıda ifade ettiğim gibi daha genelge çıkarılamadığından SGK müdürlükleri işlem yapamazlar ama borçlanma talep dilekçesini mutlaka verin.

Anneniz borçlanma yapmazsa Bağ-Kur'dan sonra SSK'ya en az 3.5 yıl prim ödemek ve Bağ-Kur, SSK toplamında da en az 3600 günü tamamlamak şartıyla 58 yaşında emekli olur.

İki yıllık doğum borçlanması yaparsa, başlangıcı 4 yıl geriye giderek, 1992 olur. Bu yeni başlangıca göre de, 56 yaşında en az 3600 günle emekli olur ama Bağ-Kur'dan sonra SSK'da 3.5 yılı tamamlaması şart. Siz doğum borçlanması için en düşük rakamdan ödeyin yani günlüğüne 8.12 lira ödeyerek emekli olun. Zira, fazla para ödemeniz emekli aylığınızı hiç etkilemiyor.

Müteveffa kızınızdan annesi dava ile aylık alabilir

Sayın Ali Tezel, her şeyden önce, Sosyal Güvenlik konularında yaptığınız çalışmalar ve bilgilendirmeler için size teşekkür etmek isterim. Aşağıda özetlediğim hususta, tabir caiz ise her kafadan başka bir ses çıktığı için, sizi rahatsız etmek zorunda kaldım. Cevabınızı beklediğim husus şu şekildedir:

Ben 64 yaşındayım ve SGK'dan emekli maaşı almaktayım. Eşim 62 yaşındadır ve emekli maaşı almamaktadır. 15.04.2010 tarihinde 31 yaşındaki kızımızı maalesef kaybetmiş bulunmaktayız. Kendisi 1997 yılında sigortalı olarak işe başlamış ve sigortalı olmuş idi ve vefat ettiği tarihe kadar sigorta primleri tam olarak ödenmiştir. Kızımın vefatı nedeni ile ölüme dayalı olarak ondan kaynaklanan maaşı alabilir miyiz ve eğer alabilirsek ne yapmamız gerekmektedir? Nejat TOKSOY

Sayın Toksoy, kızınız 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 gününden sonra vefat ettiği için bahsi geçen kanun şartlarına tabisiniz. Sanırım kızınız evli değildi veya çocuğu da yoktu. Bu Kanun'un 34'üncü maddesine göre; "...Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25'i oranında aylık bağlanır." denilmiştir.

Bu durumda, sadece babanın kendisi emekli olduğu için yani gelir/aylık sahibi olduğu için kızınız üzerinden babaya aylık bağlanma şansı yoktur. Ancak, anneye bağlanabilir.

Bağlanabilir diyor, zira SGK, ana-babayı birlikte düşünmektedir ve bu sebeple siz emeklisiniz diye de annenin başvurusunu da reddeder.

Şimdi anne için kızının en son çalışmasının olduğu SGK müdürlüğüne "Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi" doldurup verin, SGK kabul ederse anneye aylık bağlanır. Reddederse de iş mahkemesinde dava açın, kazanırsınız.

1 Kasım'a kadar GSS bildirgesi vermelisiniz

Ali Bey, şu anda işsizim, tüm primlerim hep SGK tavanı üzerinden yattı. İsteğe bağlı vs yok. 17.06.2010'da SGK'dan çıkışım var. GSS için bildirim yapmam gerekiyor mu? Daha doğrusu tekrar ne zaman ne olursa GSS bildirimi yapmam gerekecektir? Bir de işsiz olarak parası olmayanlar nasıl GSS primi ödeyebilecek, bildirim yapıp GSS primi ödemeyenler neyle karşılaşacak? Prim ödemek mecburi midir? Semra Aktaş

Semra Hanım, evli değilseniz yani eşiniz üzerinden sağlık yardımı alma hakkınız yoksa 1 Kasım 2010 gününe kadar önce Kaymakamlığa gidip gelir testi yaptırıp, sonrasında da gelir testi sonucu ile SGK'ya, GSS giriş bildirgesi vermeniz gerekir.

Şayet bu işlemi 1 Kasım'a kadar yapmazsanız 760 lira ceza yiyeceksiniz ve zamanında gelir testi yaptırmadığınızdan her ay en yüksek GSS primi olan 182 lira borçlandırılacaksınız.

GSS primlerinizi de düzenli ödemezseniz daha doğrusu GSS prim borcunuz olursa SGK üzerinden hastanelerden yararlanamazsınız.

Yani, hem sağlık harcamalarınızı cebinizden yapacaksınız hem de alamadığınız sağlık hizmetlerinin GSS primleri de her ay borç hanenize yazılmaya ve gecikme zammı ile artırılmaya devam edecek.

1 Ekim 2010 gününe kadar GSS primi ödemek isteğe bağlı olup bu tarihten sonra ise zorunludur.

Ali Tezel,Haber Türk

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Ramazan ayında yapılan bağışlar ve vergisi

Birçok hayırsever vatandaş, aracılı veya aracısız bağış ve yardımda bulunuyor. Bu bağış ve yardımlara yönelik bazı vergisel teşvikler de mevcut. Vergi mükellefleri açısından bu tür yardımlar 2 türlü olabiliyor. İlki ihtiyaç sahibi kişi ve kurumlara yapılan yardımlar. İkincisi ise kendi çalışanlarına yapılan yardımlar.

1- İhtiyaç sahiplerine (çalışan olmayan) yapılan yardımlar

Bu tür yardımların tamamının vergisel açıdan indirim konusu yapılabilmesi için fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışta bulunulması gerekli. Gelir Vergisi Kanunu'na göre (md-40) bu dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli Gelir Vergisi matrahının hesaplanması sırasında hâsılattan indirilebiliyor veya yıllık Gelir Vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılabiliyor.

Kurumlar Vergisi mükellefleri de bu tür bağışlarının maliyet bedelini Kurumlar Vergisi matrahından indirim konusu yapabiliyorlar.

Yine fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi KDV'den istisna. Yani bu teslimlerden KDV hesaplanmıyor.

Bağışların gider olarak kaydedilebilmesi için gıda, temizlik, giyim ve yakacak maddesi bağışının dernek veya vakfa yapılmış olması gerekli. İhtiyacı bulunanlara doğrudan veya başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak gıda yardımları bu kapsama girmiyor.

2- Çalışanlara yapılan yardımlar

İşletme çalışanlarına yapılan yardımlar "ayni ücret" olarak kabul ediliyor. Mesela işletmelerde hazırlanan Ramazan paketleri çalışanlara dağıtıldığında veya nakdi olmayan başka bir tür yardımda bulunulduğunda, bu yardımlar ücret sayılıyor ve vergilendiriliyor.

Ayni ücretin vergilendirilmesinde ise önce bu ayni ücretin nakde çevrilmesi gerekli. Hizmet erbabına verilen ayniler, verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatlarına göre değerleniyor. (bknz: Gelir Vergisi Kanunu md-63)

Ramazan paketlerini hazır olarak satın alan firmalar, satın alma bedeli olarak ödedikleri bedeli ortalama perakende fiyatı olarak dikkate alabilecekler. İhtiyaç maddelerini toptan alıp paketleri kendileri hazırlayan mükellefler de ödedikleri toptan tutarı esas alabilirler. Satın alma bedelleri işletmeler tarafından gider kaydedilebiliyor.

Dolayısıyla Ramazan paketi için ödenen tutarlar (KDV dahil), çalışanlara ödenmiş net ücret olarak kabul edilecek. Daha sonra ise bu tutarın brütleştirilerek çalışanın o ayki ücret matrahına eklenmesi ve ücret geliri olarak vergilemeye tabi tutulması gerekiyor. Böylece Ramazan paketi bir yandan ayni ücret olarak vergilenecek diğer taraftan da gider kaydedilmiş olacaktır. Örneğin 100 TL+18 TL bedelle alınmış bir paket için net ücret 118 TL kabul edilip brütleştirilecek.

Ramazan paketlerinin ücret olarak vergilenmesinin yanı sıra, aynı zamanda paketleri dağıtan işletmelerin bu paketleri satış yapmış gibi işlem yapmaları gerekli. Yani dağıtılan Ramazan paketinin bedeli dağıtım sırasında gelir kaydedilip KDV hesaplanmalı. Yine 100 TL bedelle alınan paket dağıtılıyorsa, 100 TL gelir kaydedilecek ve bu tutar üzerinden KDV hesaplanacak. Zira bedelsiz teslimlerde emsal bedel üzerinden KDV hesaplanması gerekli. (bknz: KDV Kanunu md-27) Ramazan paketi için ödenen tutarlar (KDV hariç) KDV matrahı olarak dikkate alınabilecek.

İsmail Kökbulut,Bugün Gazetesi

60 aydan fazla olan BAĞ-KUR prim borçlarının silinmesi gerekir

Soru: Mükellefim, şirket ortaklığına girmeden önce SSK’lıydı. 30 Nisan 2001’de çalışmaya ara verdi. 7 Haziran 2001’de tekrar SSK’lı oldu. Bağ-Kur’a geçmesi gerekirdi ama SSK’lı olarak devam etti. 20 Ağustos 2006’da şirket ortaklığından ayrıldı. 2 Ekim 2006’da gerçek usulde vergi mükellefliğinden dolayı Bağ-Kur’u başlattım. SSK’da 5900 gün primi olduğundan 15’inci basamaktan başlatıldı. 1 Mayıs 2001’den itibaren Bağ-Kur’luluk kabul edilmiş olarak borç gönderildi. 17’nci maddeden yararlanmak istedim, ‘48 aylık borç var’ denildi. 15’inci basamaktan açılmasaydı, 48 aydan fazla borç olacaktı. Geçmiş Bağ-Kur borcunu sildirip, SSK günleri aynen kalabilecek bir şey yapabilir miyim? Ufuk KÖKSOY

Cevap: Mükellefinizin 30 Nisan 2008’e kadar olan Bağ-Kur prim borcu 48 ay değil, 5 yıldan fazla. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 17’nci maddesine göre; 30 Nisan 2008 itibarıyla 5 yıldan (60 ay) fazla prim borcu olanların borçları, sigortalılığı durdurularak silindi. Mükellefinizin de 30 Nisan 2008 itibarıyla 5 yıldan fazla prim borcu olduğundan, borçlarının silinmiş olması gerekiyor. Kuruma yazılı olarak başvurup, 30 Nisan 2008 itibarıyla 60 aydan fazla prim borcunuz olduğunu belirterek, sigortalılığınızın durdurularak prim borcunun silinmesini talep edin. Aksi takdirde İş Mahkemesi’ne dava açarak prim borcunuzu yargı yoluyla sildirebilirsiniz. Bu takdirde, Bağ-Kur başlangıç tarihi 2 Ekim 2006 olur. Ödenen SSK primleri de geçerli olur.

Eşiniz 69 gün daha prim ödeyerek emekli olabilir

Soru: Eşim 1 Ağustos 1959 doğumlu. 15 Haziran 1976’da SSK’lı oldu. İsteğe bağlı prim ödüyor. SSK’ya 2373 gün primi var. 1 Mayıs 1998 ile 31 Ağustos 1999 arasında 473 gün Bağ-Kur’a prim ödedi. Ne zaman emekli olur? İrfan KANDUR/Edirne

Cevap: Eşiniz 8 Eylül 1999 itibarıyla 18 yıldan beri sigortalı olduğu için şanslı. Çünkü eşiniz bu tarihte yürürlüğe konan ve emekli olmayı oldukça zorlaştırdığından kamuoyunda ‘mezarda emeklik’ olarak adlandırılan yasaya tabi olmadan, eski yasa şartlarıyla emekli olacak. Eşiniz, eski yasaya göre yaş haddinden emekli olmak için, 15 yıl sigorta, 3600 gün prim ve 50 yaş şartlarına tabi. 69 gün daha prim ödeyerek, 3531 gün olan prim ödemesini 3600 güne tamamlayacağı tarihte emekli olabilir. Bağ-Kur ve SSK hizmetlerinin birleştirilmesi için başvuru yapın. 5 Kasım 2010’da emeklilik dilekçenizi verirseniz 1 Aralık 2010’da emekli aylığı bağlanır.

Birinci derece engellinin, aylık ücretinin 680 lirası vergilendirilmez

Soru: Vergi indirimi almış birinci derece engellinin vergi indirimi ne kadardır? Asgari ücretle çalışan birinci derece engellinin eline aylık ne kadar ücret geçer? M. TULUM

Cevap: Birinci derece engellinin aldığı ücretin 680 lirası, ‘engelli indirimi’ adı altında vergiye tabi tutulmamaktadır. Vergi indirim hakkı almış birinci derece engelli, almış olduğu ücretin 680 lirasını vergi dışında tutar ve vergilendirmez. Bu işlem, ücretin tutarına bağlı olarak engelliye en fazla aylık 102 lira vergi avantajı sağlar. Vergi indirim hakkı almış, asgari ücretli olarak çalışan birinci derece engellinin aylık net 641.40 lira ücret alması gerekmektedir.

Bir gün bile emekli olma şartlarını değiştiriyor

Soru: Babam 1 Şubat 1961 doğumlu. 1990’da SSK’lı oldu. 5600 gün prim ödedi. 1985’te askerlik yaptı. Askerliğini borçlanırsa ne zaman emekli olabilir? Yavuz FARIMAZ

Cevap: Babanızın sigorta başlangıç tarihini yıl olarak vermişsiniz. Askerlik süresini belirtmemişsiniz. Oysa bir gün bile emekli olma şartlarını değiştiriyor. Babanızın 1 Temmuz 1990’da sigortalı olduğunu ve 20 ay askerlik yaptığını varsaydığımızda, askerlik süresini borçlanırsa, 25 yıl sigorta, 5450 gün prim ve 51 yaş şartlarına tabi olur. Borçlanmadan sonra prim ödemese de 25 yıllık sigorta süresini dolduracağı 1 Kasım 2013’te emekli olabilir. Babanızın sigorta başlangıcını tarih (gün, ay, yıl) olarak ve kaç ay askerlik yaptığını bildirdiğinizde daha net bilgi verebiliriz.

7000 gün prim ödeyip 60 yaşı doldurmanız gerekiyor

Soru: 1 Ocak 1979 doğumluyum. 6 Temmuz 2000’de SSK’lı oldum. 2382 gün prim ödedim. Hangi emeklilik şartlarına tabiyim? Ne zaman emekli olurum? Ulaş AKTAŞ

Cevap: 7000 gün prim ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. 3618 gün daha prim ödeyerek, 2382 gün olan prim ödemenizi 7000 güne tamamlamanız şartıyla, 1 Ocak 2039’da emekli olabilirsiniz.

Ücretsiz izin süresi yıllık izin süresinin hesabında çalışılmış süre gibi dikkate alınmaz

Soru: Ücretsiz izin süreleri, yıllık ücretli izin hesabında kıdem olarak dikkate alınır mı? Cemal DUMAN

Cevap: Sigortalının kullandığı ücretsiz izin süreleri, yıllık ücretli izin süresinin hesabında çalışılmış süre gibi (sizin tabirinizle kıdem olarak) dikkate alınmaz. Yıllık ücretli izin süresi, çalışılan süreler dikkate alınarak hesaplanır.

Emekli ikramiyesinde yeni düzenlemenin de iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava açıldı

Soru: 29 Şubat 1980-3 Kasım 1988 arasıEmekli Sandığı’na bağlı çalıştım. İstifa edip SSK’lı olarak 31 Ağustos 2005’te emekli oldum. 21 Haziran 2010’da Emekli Sandığı’na bağlı sürelerim için ikramiye talebinde bulundum. Olumsuz cevap geldi. İdare mahkemesine 60 gün içinde dava açayım mı, kazanma şansım var mı? Erhan GENİŞEL

Cevap: Sizin gibi en son çalıştığı kurum Emekli Sandığı’na tabi olmadığı sebebiyle, memuriyet hizmetleri için emekli ikramiyesi ödenmesine mani olan 2829 sayılı Kanun’un 12’nci maddesindeki ibare Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Ancak, iptal edilen ibareyi 19 Haziran 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5997 sayılı Yasa ile Emekli Sandığı Kanunu’nun 89’uncu maddesine tekrar koyarak, iptalden önceki uygulamanın devamını sağladılar. Sizin gibi emekli ikramiyesi talep edenlere ret cevabı veriyorlar. Nitekim size de ret cevabı gelmiş. Ya 60 gün içinde yeni düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile İdare Mahkemesi’ne dava açacaksınız. Ya da ana muhalefet partisinin açtığı iptal davasının sonuçlanmasını bekleyeceksiniz. Takdir sizin.

Ekrem Sarısu,Posta Gazetesi

“Kıdem tazminatı”nı İSTEME ŞARTLARI

“Kıdem Tazminatını alabilmek için gerekli yazıyı SGK’dan isteme” konusundaki şartlar, bir süredir kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Böyle bir talepte bulunabilmek için “asgari sigortalılık süresinin 15 yıl, ödenmiş asgari prim gün sayısının da 3.600 gün” mü, yoksa “asgari sigortalılık süresinin 25 yıl, ödenmiş asgari prim gün sayısının da 4.500 gün” mü olduğu tereddütlere yol açıyordu.

Bu konuya açıklık getirmek istiyoruz. Yazının hazırlanmasında emeği geçen Sosyal Güvenlik Uzmanı Vedat İlki beye, çok teşekkür ediyoruz.

Kıdem Tazminatını alabilmek için gerekli yazıyı SGK’dan isteme şartı, 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için 15 yıl ve 3.600 gündür

08.09.1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanların ise Kıdem Tazminatını hangi şartlarda alabilecekleri aşağıda belirtilmiştir:

Mülga 506 sayılı SSK kanununun ilgili maddesi (Mülga Kanunun 506/60. maddesi) ile Yaşlılık Aylığından yararlanma esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir. (Değişik : 25.08.1999 - 4447 / 6 md. Y.T. 08.09.1999 ):
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların Yaşlılık Aylığından yararlanabilmesi için;

a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 7.000 gün veya,

b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4.500 gün,
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şarttır.

Yukarıdaki yazılı şartlara göre 08.09.1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olmuş ise, 7.000 gün primi dolduranlar ya da 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4.500 gün prim ödeyenler SGK İl Müdürlüklerine veya Merkez Müdürlüklerine müracaat ederek “Kıdem Tazminatı alabilir” yazısı isteyebileceklerdir.

Bu durumda artık 08.09.1999 tarihinde ilk defa sigortalı olanlar için Kıdem Tazminatı isteme yazıları 15 yıl 3.600 günden, 25 yıl 4.500 güne çıkmıştır.

Bu durum karşısında söz konusu süreyi 15 yıl 3.600 güne indirebimek için izlenecek yol kısaca aşağıda gösterilmiştir:

1) 08.09.1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olan erkek sigortalılar, askerliklerini bu tarihten önce yapmış iseler askerlik borçlanması ile,

2) Doğum yapan kadın sigortalılar da 08.09.1999 tarihinde ilk defa sigortalı olmuş iseler 08.09.1999 tarihden önce doğan çocukları için (iki çocuğa kadar) doğum borçlanması yapabilirler.

Erkek ve kadın sigortalılar, bu borçlanmalarla emeklilik yaş hadlerini geriye çekerken, aynı zamanda Kıdem Tazminatını alabilmek için gerekli yazıyı SGK’dan isteme şartını 15 yıl 3.600 güne indirebilirler.

NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM

Şakir Er / İSTANBUL

Doğum tarihim 01.01.1969 ve 1988 SSK girişliyim.. Eklem romatizması rahatsızlığım var (belimde). Aynı zamanda kemik erimesi var. Yolda çalışamaz raporu nasıl alabilirim. Bu raporu çıkartırsam ne zaman emekli olurum?

CEVAP: 01.05.1988 tarihli sigorta girişiniz ve 6059 gününüz var. Buna göre; 50 yaşınızın dolduğu 01.01.2019 tarihinde emekli olabilirsiniz. Vergi İndiriminden Faydalanabilir yazısı almak için Defterdarlığa müracaat edebilirsiniz. Yüzde 40 raporla bu yazıyı alabilirseniz, HEMEN EMEKLİ OLURSUNUZ

LÜTFİ KÖKSAL

Evlenip işten ayrılmak isteyen bayan işçiler dikkat!

6 ay önce evlendim. Eşim 2002 yılından beri aynı işyerinde çalışıyor ve 5 aylık hamile. Doğumdan sonra işten ayrılmasını istiyorum. Tazminatı alıp işten ayrılabilir mi? Evlilik nedeniyle işten ayrılanlara kıdem ve ihbar tazminatı verilebiliyor mu? Evlilikten sonra en fazla ne kadar süre geçmesi gerekiyor? Turan SAVAŞ

İş Kanunu'na göre, kadın işçiler evlendikten sonra 1 yıl içinde kendi istekleri ile iş sözleşmelerini sona erdirirlerse kıdem tazminatı alabilirler. Ancak ihbar tazminatı hakkı doğmaz.

SENDİKALAR TOPLU GÖRÜŞMEDE NELER GÜNDEME GETİRDİ?

Hükümetle memur 2011 yılı mali haklar konusunda anlaştı. Hükümetin açıkladığı memur zammı, bütçe rakamları ve global kriz göz önünde bulundurulduğunda memurlar açısından sevindirici. Memur zammının dışında sendikalar tarafından gündeme getirilen, memurlar lehine düzenleme ve uygulamaların yapılması istenilen önemli konu başlıkları ise şöyle:

Yükseköğretim kurumları ile kamu iktisadi teşebbüsleri disiplin kurullarında sendika temsilcilerinin katılımının sağlanması.

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli personelin, kullanılmayan yıllık izin süresinin sonraki yıla devredilmesine ilişkin düzenleme yapılması.

Engelli personelin hizmete alınmasına ilişkin sınavların merkezi olarak yapılması.

Sözleşmeli imam ve Kur'an kursu öğreticilerine ek ders ücreti verilmesi.

KİT lojman ücretlerinden KDV alınmaması.

Sözleşmeli personele sürekli görev yolluğunun ödenmesi.

Emekli ikramiye ödenmesinde dikkate alınan 30 yıllık süre sınırının kaldırılması.

Sözleşmeli personelin hacda görevlendirilmesi.

Sözleşmeli personelin yönetici poziyonlarında görevlendirilmesi.

Aylıklarını zamanında alamayan belediye çalışanlarının, aylıklarını zamanında almasının sağlanması.

Tüm kamu çalışanlarına eğitim durumlarına uygun olarak yükselebilecekleri derece ve kademelere kadar ilerleme olanağının sağlanması.

NE ZAMAN EMEKLi OLURUM?

02.01.1965 doğumluyum. SSK başlangıcım 1991. 5700 gün primim var. 53 yaşımda emekli olacağım. 1987'de askerlik yaptım, askerlik borçlanırsam bana faydası olur mu? Şu an çalışmıyorum.
Selahattin ARTAN

SSK girişiniz 24.05.1991 tarihinden önce ise 25 yıl, 52 yaş, 5525 prim gün şartlarına, bu tarihten sonra ise 53 yaş, 5600 prim gün şartlarına tabisiniz. Askerlik borçlanması yaparsanız, dahil olduğunuz yaştan bir yıl önce emekli olabilme imkanınız bulunmakta.

SSK girişinizi gün ve ayı ile birlikte yazsaydınız yapacağınız askerlik borçlanmasının miktarını verebilirdim. Siz emeklilik yaşınızı 53 olarak bildirmişsiniz. O halde askerlik borçlanması yaparsanız 52 yaşınızın dolacağı 02.01.2017'de emekli olabilirsiniz. Prim gün sayınız tamamlanmış. Prim ödemeseniz de bu tarihte emekli olabilirsiniz.

Ali Şerbetçi,Takvim Gazetesi

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Bağ-Kur'da 41 aydan fazla prim ödemediğiniz sürece sorun yok

Soru: 1986’da SSK’lı oldum. 4350 gün prim ödedim. Son 7 yıldır prim ödemem yok. Bir dükkân devralıp işleteceğim. Mecburen Bağ-Kur’lu olacağım. Böyle olunca 9000 iş günü doldurma zorunluluğu doğacak mı? SSK’dan emekli olmak istiyorum. Ne yapmalıyım? Necmettin ADIGÜZEL

Cevap: Dükkan alıp işletmeye başladığınızda 4/b sigortalısı (Bağ-Kur) olmanız gerekir.

4/b’li olarak 41 aydan (1230 gün) fazla prim ödemediğiniz sürece, emekli olmak için Bağ-Kur şartlarına, yani 9000 gün prim şartına tabi olmazsınız.

Ancak 4/b’ye 42 ay (1260 gün) veya daha fazla prim ödediğinizde Bağ-Kur şartlarına tabi olursunuz.

SSK başlangıcınız 23 Kasım 1986 ve öncesi bir tarihse, SSK’da 25 yıl sigorta süresi, 5300 gün prim ve 49 yaş şartlarına tabisiniz.

4/b’ye 950 gün prim ödeyerek, ödemenizi 5300 güne tamamlayacağınız tarihte 49 yaşınızı da dolduruyorsanız emekli olabilirsiniz.

Doldurmuyorsanız 49 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Başlangıcınız 23 Kasım 1986’dan sonraki bir tarihse 1075 gün daha prim ödeyip, ödemenizi 5375 güne tamamlayacağınız tarihte 50 yaşınızı da dolduruyorsanız emekli olabilirsiniz.

Doldurmuyorsanız 50 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Ev hanımı yanlışlıkla ödediği emlak vergilerini geri alabilir

Soru: Emlak Vergisi’nden muaf olan ev hanımı, yanlışlıkla ödediği emlak vergilerini geri alabilir mi? GÜLŞAH

Cevap: Türkiye sınırları içinde brüt alanı 200 metrekareyi aşmayan tek dairesi olan ve hiçbir geliri olamayan ev hanımlarının Emlak Vergisi oranı, Bakanlar Kurulu’nca sıfıra indirildiğinden Emlak Vergisi ödemiyor. Uygulamayı bilmediğinden vergi ödeyen ev hanımı, geriye doğru 5 yıl içinde ödemiş olduğu emlak vergilerinin düzeltme yoluyla ret ve iadesini talep ettiğinde, ödemiş olduğu vergileri geri alır.

58 yaşı doldurmadan ödediğiniz primleri geri alamazsınız

Soru: İsteğe bağlı sigortaya prim ödüyordum. 2006’da ödemeyi durdurdum. Prim yatırmaya başladığım tarihten durdurduğum tarihe kadar ödediğim primleri geri alabilme şansım var mı? Varsa nasıl ve ne zaman geri alabilirim? Şükriye UYAR

Cevap:

Emekli olunacak yaş haddini doldurduğu halde, emekli olacak kadar prim ödemesi çıkmayanlar, talepte bulunması halinde ödediği primleri geri alabilir.

58 yaşınızı doldurmuşsanız, yazılı talepte bulunmak şartıyla ödediğiniz primleri geri alabilirsiniz.

58 yaşınızı doldurmuyorsanız, ödediğiniz primleri 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte geri alabilirsiniz.

Prim eksiğiniz 4 gün, yaş haddiniz 49

Soru: 2 Mayıs 1968 doğumluyum. 1 Temmuz 1985’te SSK’lı olarak işe başladım. 30 Temmuz 2000’de sigortama son verdim. 31 Temmuz 2000’de Bağ-Kur’a geçtim. 11 Eylül 2003’te Bağ-Kur’u kapattım. SSK’da 4176 gün, Bağ-Kur’da 3 yıl 1 ay 10 gün primim var. Sigortalı olduktan sonra 1988-2000 arası 18 ay askerlik hizmeti yaptım. Askerliğimi borçlanmadım. SSK’dan ne zaman emekli olabilirim? 11 Mart 2003’te işyerimi kapattım. O tarihten beri hiç bir sosyal güvenlik hizmetim yok. Eşimin üzerinden sağlık hizmeti alıyorum. AYHAN KÜN

Cevap: 25 yıl sigorta, 5300 gün prim ve 49 yaş şartlarına tabisiniz. 4 gün daha prim ödeyerek, 5296 gün olan prim ödemenizi 5300 güne tamamlamanız şartıyla, 2 Mayıs 2017’de emekli olabilirsiniz.

Geçmiş günler için toplu prim ödeyemezsiniz

Soru: 1960 doğumluyum. 1994’te SSK’lı oldum. 1999’da Bağ-Kur’a geçtim. Şuan çalışıyorum. 56 yaşında emekli olacağımı söylediler. Yeni kanuna göre 56 yaşımda mı emekli olacağım? Yoksa bu benim için geçerli değil mi? Toplu halde primlerimi yatırsam, en erken kaç yaşımda emekli olabilirim? Kaç yıl daha prim yatırmam gerekiyor? Kadim ÖZSOY

Cevap: Yeni kanuna göre değil, 8 Eylül 1999’da yürürlüğe konan ve emekli olmak için aranan prim gün sayısını artıran ve ayrıca kadına 58, erkeğe 60 yaş şartı getiren 4447 sayılı Yasa’ya tabi olarak emekli olacaksınız.

SSK ve Bağ-Kur prim gün sayılarınızı bildirmediğiniz için kaç yaşında emekli olacağınızı hesaplayamıyoruz.

Kaç yaşında emekli olacağınızı, 1 Haziran 2002 itibarıyla toplam prim ödemeniz belirliyor.

56 yaşını dolduracağınız tarihte emekli olacağınızı söylemişlerse, bu doğrudur. 25 tam yıl prim ödemek şartıyla 56 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Geçmiş yıllara toplu prim ödenerek gün kazanılamıyor. Emekli olmak için SSK ve Bağ-Kur prim ödemelerinizin toplamını 25 yıla (9000 güne) tamamlamalısınız.

Askerliğinizin bir yılını borçlanıp 50 yaşın dolmasını beklemeniz gerek

Soru: 13 Şubat 1965 doğumluyum. 11 Mayıs 1989’da Bağ-Kur’a isteğe bağlı sigortalı oldum. 3.5 yıl prim ödedim. Sağlıktan yararlanmadığım için Bağ-Kur’um 7 yıl 4 ay 19 gündür. 15 Nisan 2003’ten beri SSK’lıyım. 2258 gün prim ödemem var. Askerlik borçlanması yaptırsam ne zaman emekli olabilirim? Askerlik borçlanması yaptırmalı mıyım? Bağ-Kur’a askerlikten sonra başladım. Yusuf AKBAŞ/Konya

Cevap: Askerlik sürenizin bir yılını borçlanmanız halinde, başlangıç tarihiniz bir yıl geri gider ve 25 yıl sigorta, 5375 gün prim ve 50 yaş şartlarına tabi olursunuz. Sorunuzdan Bağ-Kur’a kaç gün prim ödediğiniz tam olarak anlaşılamıyor. Bağ-Kur’a 5179 gün, SSK’ya 2258 gün prim ödediğinizi anlıyoruz. Bu doğru ise prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de 50 yaşınızı dolduracağınız 13 Şubat 2015’te emekli olabilirsiniz. Bağ-Kur’a 5179 gün prim ödemeniz yoksa, prim ödemenizi 5375 güne tamamlamanız şartıyla, 50 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Kıdem tazminatı hak etmek için en az bir yıl çalışmak gerekiyor

Soru: Eylül 2009’da SSK’lı oldum. Ay sonu işten ayrılıyorum. İhbar tazminatı vermemek için 4 haftalık iş arama süresi tanındı. Galiba kıdem tazminatını da hak etmiyorum. Kıdem tazminatı almak için ne kadar sigortalı olmak şart? 345 gün sigortam yatmış bulunuyor. Ayşegül BAHÇECİ

Cevap: Kıdem tazminatını hak etmek için en az bir yıl süre ile çalışmış olmak gerekiyor. 345 gün çalışmayla maalesef kıdem tazminatı alamazsınız. Zaten işveren ay sonunda işten çıkartmakla, bilinçli olarak kıdem tazminatını hak etmenizin önüne geçiyor.

Ekrem Sarısu,Posta Gazetesi

2010 KPSS lisansa girenler dikkat!

2010 KPSS lisans sınavına girdim. Sözleşmeli 4/B'li memur alımlarına başvurmak istiyorum. Sözleşmeli personel olarak çalışırsam ÖSYM'nin memurluk atamalarına tercih yapabilir miyim? Puanım yanar mı? Başvurmama bir engel, husus var mı? T.A.

4/B'li olarak çalışanların kadrolu memur alımlarına başvurmalarına bir engel yok. Bu sebeple sözleşmeli olarak atanır ve göreve başlarsanız KPSS puanınızın geçerlilik süresi içinde ÖSYM'nin yapacağı memur yerleştirmelerine başvurabilirsiniz.

NE ZAMAN EMEKLi OLURUM?

01.04.1964 doğumluyum. Sigorta başlangıcım 01.04.1983. 840 gün sigortadan, 8 yıl 10 ay isteğe bağlı Bağ- Kur ödedim. Ne zaman emekli olurum? Zafer GÜNEYSU

SSK girişinize göre 25 yıl, 47 yaş ve 5150 prim gün şartlarına tabisiniz. 2006'dan itibaren SSK primleriniz eksiksiz yatmışsa SSK emeklilik şartlarına tabi olmuşsunuz ve prim gün sayınız tamamlanmış demektir. Yatmamışsa 1260 gün tamamlanınca askerlik borçlanması yapıp 01.04.2011 tarihinde emekli olabilirsiniz.

01.10.1960 doğumluyum. Askerlik sonrası 15.02.1983'te Bağ-Kur girişim ve 08.08.1995'e kadar 10 yıl, 11 ay, 1 günüm var. 01.01.1996'dan 1999 sonuna kadar tarım SSK var. Nasıl emekli olurum? Hüseyin ALTINBAY

Tarım SSK'dan emekli olma imkanınız yok. SSK'dan 25 yıl, 47 yaş, 5150 prim gün şartlarına tabisiniz. 9 aylık askerlik borçlanması yaparsanız 25 yıl, 46 yaş, 5075 prim gün şartlarına tabi olursunuz ancak SSK'dan emeklilik için 1260 gün SSK primi ödemeniz gerekmektedir. 3.5 yıl daha SSK primi öderseniz SSK'dan emekli olursunuz.

Ali Şerbetçi,Takvim Gazetesi

Doğum yapan kadın 4 yıl önce mi emekli olacak

GÜNLERDİR arka arkaya bu soru yağıyor.

Doğum yapan kadınlar, kocaları ya da “annemiz artık işe gitmeyip evde otursun” diyen çocukları...

Olay, milyonlarca kadını ve ailesini ilgilendirdiği için merak edilen konuları kısaca açıklayalım.

HER KADIN İÇİN Mİ?

Bu konuda en çok;

“Doğum yapan her kadın 4 yıl önce mi emekli olacak?” diye soruluyor.

Hemen yanıtlayalım; hayır!

1) Dört yıl erken emeklilik her kadın için geçerli değil. Örneğin, bir çocuğu olan kadın için, en fazla 2 yıl erken emeklilik söz konusu.

2) Bazı kadınlar, bu uygulamadan yararlanamıyor. Örneğin;

- Hiç çalışmamış ev kadınları,

- Bağ-Kur’lu kadınlar,

- Devlet memuru kadınlar, erken emeklilikten yararlanamıyorlar.

Nedenine gelince, Bağ-Kur’lu kadınlar zaten kendi işlerinde çalıştıkları için, sigortalılığa ara vermeden Bağ-Kur primini ödemeye devam ediyorlar. Memurların ise yasal doğum izni dışında, ayrıca bir yıllık ücretsiz izin hakları var. Zaten bu süreyi borçlanabiliyorlar. Çocuk nedeniyle memuriyetten istifa edip 5-6 yıl sonra memuriyete dönmek, istisnalar hariç rastlanan bir durum değil.

3) SSK’lı Çalışan Kadınlar Yararlanabiliyorlar

Doğum yapmış ve çocuğu yaşayan SSK’lı kadınlar, doğumdan sonra iki yıllık sürenin bir kısmında veya tamamında çalışmamış ve prim ödememişlerse, çalışmadıkları süreyi borçlanabiliyorlar.

ÇALIŞMADAN ÖNCEKİ DOĞUMLAR

Çalışmaya başlanılan tarihten önceki doğumlar için de borçlanma yapılabilecek.

Bu durumun pratikte sağlayacağı avantaj; sigorta başlangıcının borçlanılan süre kadar geri gelmesini ve daha erken emeklilik sağlaması olacak.

Çalışma Bakanlığı’nın olayın bu yönünü, yakında bir genelge ile açıklığa kavuşturması bekleniyor.

BİR AY İÇİNDE ÖDENECEK

Doğum borçlanması yapanların, SGK’nın başvuruyu kabulünden itibaren tebliğ edilen borç miktarını tebliğ tarihinden itibaren “1 ay içinde” ödemeleri gerekiyor.

Taksitlendirme yapılması söz konusu değil.

KAZANÇ NE?

İki doğum yapan bir kadın, bu doğumlar nedeniyle en fazla 4 yıl borçlanabiliyor.

Dört yıllık bu borçlanma nedeniyle, 11 bin 681 TL ödeyecek. Buna karşılık;

a) Sigorta başlangıç tarihinden önce doğum yapanlar, 4 yıl erken emekli olabilecek ve bu süre içinde, ödediği paranın 3 katı civarında bir aylık alabilecek.

b) Prim günü eksik olan kadınlar ise doğum borçlanması ile prim ödeme gün sayısını artırıp, yaşına da bağlı olarak 4 yıla kadar erken emekli olabilecekler.

SGK’nın yol haritası bulundu

PERŞEMBE günü yayımlanan “SGK’nın Yol Haritası Nerede” başlıklı yazımız etkili oldu ve harita bulundu.

SGK Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Yavuz Selim Ayaz, yazımızın yayımlandığı gün arayıp teşekkür etti ve uyarımız üzerine “2009 Yılı Faaliyet Raporu”nun internet sitelerine konulduğunu belirtti. Stratejik Plan ve Programın da en kısa zamanda yayımlanacağını açıkladı.

Kurum yetkililerine duyarlı davranış ve ilgilerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Şükrü Kızılot,Hürriyet

Genel sağlık sigortasında gelir tespitinin önemi

Yeşil kart da dahil olmak üzere hiçbir sosyal güvence kapsamında yer almayan yaklaşık 4 milyon kişi ile 1 Ekim 2010 tarihinden sonra işsiz kalacaklar için genel sağlık sigortası uygulaması açısından
1 Ekim 2010 tarihinin önemini, 8 Ağustos tarihli AKŞAM'da yazmıştık.
5510 sayılı SS ve GSS Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasına göre;

* Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler (d) bendi,

* Herhangi bir şekilde genel sağlık sigortalısı sayılmayan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan Türk vatandaşları ise (g) bendi, kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılıyorlar.

5510 sayılı Kanunun geçici 12. maddesine göre, 60. maddenin birinci fıkrasının (d) ve (g) bentleri kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanların 1 Ekim 2010 tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu'na genel sağlık sigortası giriş bildirgesi vererek, genel sağlık sigortalılıklarını tescil ettirmeleri gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta, 1 Ekim 2010 tarihinin ileri bir tarihe erteleneceği haberi ortalıkta dolaştı. Biz de uygulamanın, yeşil kartlıların genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları 1 Ocak 2012 tarihine kadar ertelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak erteleme için yasa çıkarılması, bunun için de Meclis'in açılması gerekiyor.

Bu yazımızda, uygulamanın ertelenmemesi ihtimaline karşı, genel sağlık sigortası uygulamasında gelir tespiti yaptırmanın önemine dikkat çekmek istedik..

1 EKİM'DEN SONRA İŞSİZ KALANLAR

Uygulamanın ertelenmemesi halinde, 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında çalışanlardan 1 Ekim 2010 tarihinden sonra işsiz kalan ve herhangi bir şekilde genel sağlık sigortası kapsamında olmayanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren onuncu günden sonra da sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için onuncu günü takip eden bir ay içinde genel sağlık sigortası giriş bildirgesi vererek, genel sağlık sigortalılıklarını tescil ettirmeleri gerekecek.

İşsiz kalan kişinin İŞKUR'dan işsizlik ödeneği alması halinde ise, genel sağlık sigortası giriş bildirgesinin, işsizlik ödeneğinin sona erdiği tarihten itibaren bir ay içinde verilmesi gerekecek.

GELİR TESPİTİNİN ÖNEMİ

60. maddenin birinci fıkrasının (d) ve (g) bentleri kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanların her ay için aylık asgari ücretin iki katı (1.521 TL) üzerinden yüzde 12 oranında (182,52 TL) genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekecek.

Ancak aile (aynı hane içerisinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük baba) içinde kişi başına düşen aylık gelir tutarı asgari iki katından az olanlar gelir tespiti yaptırmak suretiyle daha az prim ödeyerek sağlık hizmeti alabilecekler.

Bu bağlamda, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı;

Asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında ise 30,42 TL,

Asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında ise 91,26 TL,

Asgari ücretin iki katından fazla ise 182,52 TL, genel sağlık sigortası primi ödeyerek sağlık hizmeti alınabilecek.

Aile içinde kişi başına düşen aylık gelir tutarı asgari ücretin üçte birinden (253,50 TL) az olanlar ise yeşil kart kapsamında sağlık hizmeti alabilecekler.

Kız çocukları durumları değişene kadar sağlık hizmeti alır

Sorum; 1965 doğumlu, hiç evlenmemiş, annem ve babamla yaşayan ve yaklaşık 2,5 yıldır işsiz olan ablamın durumuyla ilgili. Ablam ilk kez 1985'te sigortalı oldu, sonra aralıklarla çalıştı, yaşını doldurdu ama eksik çalışma günü nedeniyle emekli olamıyor ve babamın sigortasından sağlık hizmeti alıyordu.

Ekimden sonra yürürlüğe girecek zorunlu genel sağlık sigortası uygulamasında ablamın durumu ne olacak?

Babamın emekli maaşından mı kesinti yapılacak ablam için?

Hiçbir geliri yok ablamın, asgari meblağ olan 253 küsur TL.'yi bile ödeyemez. Lütfen nasıl bir uygulama olacağını açıklayabilir misiniz? Ayşe Başkal

5510 sayılı SS ve GSS Kanunun geçici 12. maddesine göre, 1 Ekim 2008 tarihinde ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları 5510 sayılı Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılıyor. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda, sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yeniden belirleniyor.

Buna göre ablanız, 1 Ekim 2008 tarihinde sigortalı olarak çalışmıyor idiyse ve bu tarihten sonra da sigortalı olarak çalışmadıysa, babanızın bakmakla yükümlü olduğu kişi olma durumu ve buna bağlı olarak babanız üzerinden sağlık hizmeti alması devam ediyor. Ta ki sigortalı olarak çalışmaya başlaması veya evlenmesi söz konusu oluncaya kadar.

Sigortalı olarak çalışmaya başlaması veya evlenmesi halinde babanız üzerinden almakta olduğu sağlık hizmeti sona erecek ve yeni durumuna göre kendi sigortalılığına bağlı olarak veya eşinin bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmeti alacak.

Tekrar işten ayrılması veya boşanması halinde ise artık babanız üzerinden sağlık hizmeti alması söz konusu olmayacak. Sağlık hizmetinden yararlanma koşulları 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yeniden belirlenecek. Yani, aile içindeki kişi başına düşen gelir durumuna göre yeşil kart kapsamında veya genel sağlık sigortası primi ödeyerek sağlık hizmeti alabilecek.

Tazminat alacağı haczedilemiyor
Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar, vergi borcu nedeniyle haczedilemiyor.

GÜNÜN SÖZÜ
'Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan.' Nietzsche

Metin Taş - Sezgin Özcan / Akşam

Sakatlık vergi indirimi

Resul KURT / İŞ HUKUKU VE SOSYAL GÜVENLİK
info@resulkurt.com

Gelir Vergisi'ndeki sakatlık indirimi, sosyal hukuk devletinin en önemli müesseselerinden birisidir.

Gelir Vergisi Kanunu'nun 31'inci maddesine göre, "Çalışma gücünün asgari %80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgarî %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgarî %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve aşağıda sakatlık dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir."

265 Seri No'lu GVGT'ne göre 01.01.2010 tarihinden itibaren uygulanmak üzere sakatlık dereceleri itibariyle ücretlerinden indirilecek olan tutarları;

- Birinci derece sakatlar için 680 TL

- İkinci derece sakatlar için 330 TL

- Üçüncü derece sakatlar için 160 TL

Olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan GVK'nın 89'uncu maddesinin 3'üncü bendi hükmüne göre, "Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen özürlülerin beyan edilen gelirlerine, 3l'inci maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim uygulanır. Bu indirimden, bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı (tevkifat matrahı dahil) da yararlanır.

Bu durumda GVK'nın 3l'inci ve 89/3'üncü maddelerine göre sakatlık indiriminden yararlanacak olanlar şunlardır:

- Özürlü hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan hizmet erbabı,

- Özürlü serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı,

- Basit usulde vergilendirilen özürlüler.

Bakmakla yükümlü olunan kişi özürlü kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumunun mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne, baba, eş ve çocukları olup, çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeyecektir.

Sakatlık indiriminden yararlanacakların yapacakları işlemler, sakatlık indirimi uygulaması ve bu uygulamada bakmakla yükümlü olma tabiri ve sakatlığın belgelendirilmesi ile ilgili olarak "Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli İle Uygulanmas Hakkında Yönetmelik" ile "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" olmak üzere iki yönetmelik yayımlanmıştır.

Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri grup müdürlükleri, defterdarlık gelir müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri ve mal müdürlükleri kendilerine başvuran özürlülerin kişisel bilgilerini "Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" ekindeki rapor formuna yazacaklar ve bu formları bir yazıya ekleyerek, özürlüleri yetkili sağlık kurulundan en yakın olanına sevk edeceklerdir.

Yetkili sağlık kuruluşu tarafından verilen raporlar ilgili maliye müdürlüklerince Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulu'na gönderilecektir. Merkez Sağlık Kurulu tarafından incelenen ve sakatlık dereceleri belirlenen raporlar, ücretlilerde işverene, diğerlerinde kendilerine verilmek üzere Defterdarlığa gönderilecektir.

Sakatlık indiriminden yararlanan bir ücretlinin gelir vergisi matrahı hesaplanırken sakatlık indirimi mahsup edilecek, sakatlık indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından da yıllık asgari geçim indirimi tutarının 1/12'sinin mahsup edilmesi gerekmektedir.

Dünya Gazetesi

26 Ağustos 2010 Perşembe

Kuru temizleme işi yapanlar...

2003 yılından bu yana kuru temizleme işinde çalışmaktayım. Çalıştığım ortamda kanserojen madde olan solvent bulunmakta. Haklarımı öğrenmek istiyorum. 5...728421 Nolu SMS

İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, işçi sözleşmesini feshederek tazminatını alabilir. Ancak bu durumu doktor raporu ile kanıtlamanız gerekir.

NE ZAMAN EMEKLİ OLACAĞIM

05.10.1969 doğumluyum. 01.12.1992 Bağ-Kur girişim var ve hâlâ çalışıyorum. Ne zaman emekli olurum? 5...492798 Nolu SMS:

Bağ-Kur girişinize göre 9000 prim gün ve 54 yaş şartlarına tabisiniz. Prim gün sayınız 2017'de, 54 yaş şartınız 2023'te dolacak. Bu durumda emeklilik tarihiniz 05.10.2023 olacaktır. Ancak, 1 aylık askerlik borçlanması yapıp öderseniz 53 yaşa tabi olursunuz ve 05.10.2022'de emekli olabilirsiniz. Ayrıca SSK'ya geçip 3.5 yıl sigorta primi ödeyerek yine aynı şartlarda ve aynı tarihte SSK'dan emekli olabilirsiniz. SSK'ya geçerseniz hem maaşınız daha yüksek olur, hem de daha az prim ödemiş olursunuz.

10.08.1970 doğumluyum. 1991 yılının Kasım ayında Esnaf Bağ-Kur'lu oldum. 06.09.2004 tarihinde sigortalı çalışmaya başladım. 2008 yılı sonunda çıktım. 45 gün aradan sonra tekrar sigortalı işte çalışmaya başladım ve halen çalışıyorum. Bağ-Kur'um12 yıl, 9 ay, 14 gündür. Ne zaman emekli olurum? Mesut ATALAY

Bağ-Kur girişiniz SSK'da başlangıç kabul edilir ve bu başlangıca göre SSK'dan 25 yıl, 53 yaş, 5600 prim gün şartlarına tabisiniz. Bağ-Kur'dan çıktıktan sonra adınıza 1260 gün SSK primi yatmışsa SSK emeklilik şartlarına tabi olmuşsunuz ve prim gün sayınız tamamlanmış demektir. 25 yıl şartınız 2016'da, 53 yaşınız 2023'te tamamlanacağı için emeklilik tarihiniz 10.08.2023 olacaktır. Bağ-Kur girişiniz askerlikten sonra ise 6 aylık askerlik borçlanması yaparsanız 52 yaşa tabi olur ve 10.08.2022 tarihinde emekli olabilirsiniz. Bağ-Kur'dan da aynı yaşa tabisiniz ancak 9000 (25 yıl eder) prim gün ödemek zorundasınız.

Ali Şebetçi,Takvim

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Haftada 24 saat izin yasal mı?

Her gün 24 saat çalışıyoruz. İşveren bize haftalık 24 saat izin veriyor. Acaba bu izin süresi yasal mıdır? 5...601988 Nolu SMS:

İş Kanunu'na göre haftalık çalışma süresi 45 saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bunun dışında 24 saat çalıştırma şeklinde bir uygulama İş Kanunu'na aykırıdır. Bunun için Çalışma Bakanlığı'na şikayet dilekçesi verirseniz, konu incelenir.

NE ZAMAN EMEKLİ OLACAĞIM

21 Ekim 1966 doğumluyum. SSK girişim ise 1 Kasım 1990. Acaba, bu koşullarda ne zaman emekli olurum? Mehmet Şerif ÜNVER
SSK girişinize göre 25 yıl, 52 yaş, 5525 prim gün şartlarına tabisiniz. 12 aylık askerlik borçlanması yapıp ödemeniz halinde 25 yıl, 51 yaş ve 5450 prim gün şartlarına tabi olursunuz. Bu durumda prim gün sayınızı tamamlayarak 51 yaşınızın tamamlanacağı 21.10.2017 tarihinde emekli olabilirsiniz.

Sigorta başlangıç tarihim Haziran 1986. Pirim gün sayım ise 5100 gün. Acaba askerliği ödersem ne zaman emekli olurum? Ümit ÇAKMAK

SSK başlangıcınıza göre 25 yıl, 49 yaş, 5300 prim gün şartlarına tabisiniz. SSK girişiniz askerlikten sonra ise 13 aylık askerlik borçlanıp ödemeniz halinde 25 yıl, 48 yaş, 5225 prim gün şartlarına tabi olursunuz. Ancak, doğum tarihinizi yazmamışsınız. Yazmış olsaydınız daha detaylı bilgi verebilirdim. Emekli olabilmeniz için de bu 3 şartın oluşması gerekmektedir

Ali Şerbetçi.Takvim

Tarım işçilerinin sağlık ve sosyal güvenlik yardımları

İbrahim IŞIKLI / SOSYAL GÜVENLİK VE İŞ HUKUKU

Tarım işçilerinin sosyal güvenlik ve sağlık yardımları 2925 Sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre tespit edilmektedir. 2925 Sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'nun gerektirdiği her türlü yardım ve ödemeler için sigortalılardan %12.5'i genel sağlık sigortası primi olmak üzere %32.5 oranında prim alınmaktadır.

Bu kanuna tabi tarım sigortalılarına ilişkin primlerin;

- İlişkin olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmemesi halinde, ödeme vadesinin sona erdiği tarihten tahsil tarihine kadar hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmesi,

- Takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar ödenmemesi halinde ise, tarım sigortalılıklarının takip eden takvim yılı başından itibaren sonlandırılması,

gerekmektedir.

İş kazaları ile meslek hastalıkları halinde sağlanan yardımlar şunlardır:

a) Sağlık yardımı yapılması,

b) Sürekli iş göremezlik hallerinde gelir verilmesi,

c) Protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi,

d) Cenaze masrafı karşılığı verilmesi,

e) Sigortalının ölümünde hak sahiplerine gelir bağlanması.

Bu yardımlardan yararlanılabilmesi için iş kazasının olduğu tarihten en az üç ay önce sigortalının tescil edilmiş olması ve sigortalılığın sona ermemiş bulunması şarttır.

7/10/1983 tarihli ve 2925 Sayılı Kanun kapsamında sigortalılık hali devam eden sigortalılar ile bunların sağlık yardımına müstahak eş ve çocukları, genel sağlık sigortası hükümlerine göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanma hakkına sahiptirler.

Yani, doğum, hastalık, iş kazası ve meslek hastalığı halinde gerekli sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri mümkündür.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olanlar, kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklar, 2925 Sayılı Kanuna tabi olan sigortalılar ile bunların hak sahipleri ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin her türlü hak ve yükümlülükleri, Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri hariç olmak üzere 2925 Sayılı Kanun'a göre devam edecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 2925 sayılı kanuna tabi olan sigortalılardan bu tarihten sonra alınacak primlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç, Kanunun 82'nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazancın alt sınırı olacaktır.

Tarım sigortasına ait primler ödenmedikçe, sigortalılar ile bunların hak sahiplerine ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere genel sağlık sigortasından sağlanan yardımlar verilmeyecek, alınacak prim ve yapılacak yardımların hesabında esas tutulacak gün sayısı, primi ödenmiş her ay için onbeş, bir tam yıl için 180 gün olacaktır.

Genel sağlık sigortalısının, sigortalı veya isteğe bağlı sigortalı sayılmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

a) Eşi,

b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın çalışma gücünü en az %60 oranında yitirdiği kurum sağlık kurulu tarafından tespit edilen evli olmayan çocukları,

c) Her türlü kazanç ve irattan elde ettiği gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olan ve diğer çocuklarından sağlık yardımı almayan ana ve babası,

genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak kabul edilecektir.

İş Sözleşmelerinde Geçerli Cezai Şart Nasıl Olmalıdır?

Soru: Özel bir bankada çalışmaya başladım. Yapılan iki yıllık iş sözleşmesinde iki yıldan önce bizim ayrılmamız halinde bizden 4 bin TL tazminat ve verilen eğitimin parasının alınacağı yazılı. Fakat bunun karşılığında işveren bizi iki yıldan önce işten atarsa deneme süresi sayılıp hiçbir tazminat ödemeyeceği yazıyor. Bu sözleşme sizce normal mi? Mustafa AŞICI

Cevap: Deneme süreleri iki aydan, Toplu İş Sözleşmesi ile karar alınmışsa dört aydan fazla olamaz. Bu nedenle iki yıllık sözleşme deneme süresi sayılamaz. Deneme süresi sayılmayacağından iş sözleşmesinin feshi halinde ihbar süreleri veya tazminatıyla iş güvencesi hükümleri devreye girer. Fakat ihbar tazminatının işçinin kıdemi arttıkça etkisi artmasına karşın vaktinden önce feshedilmiş belirli süreli iş sözleşmelerinde etkisi beklenenden daha az olduğundan özellikle belirli süreli iş sözleşmelerinde cezai şart işverenlerce tercih edilen bir ek şart olmaktadır. Nitekim cezai şart “Normal süresinden önce ve haksız olarak sona erdirildiği mahkeme ilamı ile kanıtlanmış fesihlerde caydırıcı sonuç oluşturmak amacıyla belirli süreli iş sözleşmelerinde, işçi ve işveren için eşit şartlarda belirlenmiş sözleşme şartıdır” biçiminde tanımlanıyor. Ama cezai şartın geçerliliğinin koşulu tazminatın iki taraflı olması, miktarca eşit veya işçi lehine fazla saptanmış olmasıdır. Yani “İşveren feshederse bir şey ödemez, ancak işçi feshederse şu kadar tazminat öder” biçimindeki bir cezai şartın hukuki değeri yoktur. Sözleşmede belirtilecek cezai şart miktarı işçi için daha çok, işveren için nispeten daha az olarak belirlenmişse işçi için belirlenmiş rakam işveren için belirlenmiş rakama indirgenerek ödeme yapılır.



Soru: 11.11.1951 doğ. 1977-1991 arasında yedeksubaylığım dâhil 13 yıl E.S. İştirakçiliği yaptıktan sonra 1993'den beri ABD'de özel bir kurumda çalışmaktayım. Nasıl ve ne zaman emekli olabilirim? Tuncer BARLAS


Cevap: İki yıllık bir yurtdışı borçlanması yaparsanız 15 yılı doldurarak 61 yaşını dolduracağınız 11.11.2016'da E.S.'dan emekli olabilirsiniz. Bunun için ilk yapmanız gereken Türkiye'de memuriyet yaptığınız kurumdan hizmet cetveli çıkartarak yedesubaylığınız dâhil net hizmet sürenizi ortaya çıkarmak ve sonra da 15 yılın dolmasına kalan süre için E.S.'na borçlanmayı yapmaktır. Eğer 11.11.2016'da emekli olmayı düşünürseniz en geç 11.05.2016'ya kadar borçlanma işlemini tamamlamış olmalısınız.



Soru: 03.07.1960 doğ. 01.12.1989'da başladığım SSK sigortalılığında bir ay çalıştıktan sonra 01.12.2003 - 30.05.2009 arasında kesintisiz çalışarak sahip olduğum 2 bin 8 gün primim var. 01.06.2009 tarihinden itibaren isteğe bağlı Bağ-Kur primi ödüyorum. 05.05.1992 tarihli doğumumu borçlanabilir miyim? 3 bin 600 günden yararlanma şansım var mı? En erken ne zaman emekli olabilirim? Dilber SOĞUKSU


Cevap: Doğum borçlanması yaparak 720 gün kazanabilirsiniz. Ancak doğum borçlanması yapsanız ve üzerine isteğe bağlı Bağ-Kur primi ödemeye devam etseniz dahi 23.05.2011'e kadar 3 bin 600 günü dolduramayacağınızdan SSK'lılıktan 3 bin 600 günle yaştan emekli olmak için 58 yaşına tabisiniz. O tarihe kadar 3 bin 600 günü tamamlamak kaydıyla 03.07.2018'de emekli olabilirsiniz. Ancak isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığını 3,5 yıldan fazla sürdürmeniz halinde emeklilik açısından Bağ-Kur’un 56 yaş ve 5 bin 400 gün koşullarına veya 7 bin 200 güne tabi olacağınızdan mutlaka 720 günlük doğum borçlanması yapıp kalan süreyi isteğe bağlı ödeyin. En erken emeklilik tarihiniz ise en geç Ekim 2010 ayına kadar isteğe bağlı sigortalılığı kapatıp sonrasında 5 bin 375 günü dolduruncaya kadar 4/a sigortalılığında (SSK) çalışmaya devam etmenizdir ki bu takdirde doğum borçlanması da yapmanız koşuluyla dört yıl sonra emekli olabilirsiniz.


Şevket Tezel / Sözcü

24 Ağustos 2010 Salı

Nakit yapılan kira ödemelerinin kanıtlanması

Gelir Vergisi Yasası'nın 72'nci maddesinde yer alan tanımlamadan anlaşılacağı üzere gayrimenkul sermaye iratlarında gayri safi hasılat, aynı yasanın 70'inci maddesinde sayılmak suretiyle mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak ‘nakten veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır.'

Nakten veya aynen tahsil etme ilkelerine tam uymamakla beraber yasada aşağıdaki durumların tahsil hükmünde olduğu kabul edilmiştir. Buna göre;

* Kiraya veren adına, kamu müessesesine, icra dairesine, bankaya, notere veya postaya kiraya verenin bilgisi dahilinde para yatırılmış olması,

* Kira olarak doğan alacağın başka bir kişiye temlik edilmesi veya kiraya verenin kiracısına olan bir borcu ile takas olunması,

hallerinde tahsil koşulunun gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Ayrıca kiracı tarafından gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi değerini devamlı surette artıracak şekilde gayrimenkule ilave edilen kıymetler, kira müddetinin hitamında (bitiminde) bedelsiz olarak kiralayana devrolunduğu takdirde, mezkur kıymetler kiralayan bakımından, bu tarihte aynen tahsil olunmuş sayılır.
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 268 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğ gereği olarak 01.11.2008 tarihinden itibaren, işyeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin olarak yapılacak tahsilat ve ödemelerin banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle kanıtlanması zorunlu hale getirilmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla;

* Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,

* İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların,

kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle kanıtlanması gerekmektedir.

Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 257'nci maddesinin birinci fıkrasının 2'nci bendi uyarınca Maliye Bakanlığı "Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya yönelik usul ve esasları belirlemeye" yetkili bulunmaktadır.

Bu yetki çerçevesinde yayımlanan sözü edilen tebliğ uyarınca işyeri kiralarının gayrimenkul sahibine gönderilmesinde hiçbir sınır bulunmaksızın aynı yöntemin uygulanması gerekmektedir.

Başka bir anlatımla her bir konut için 500 TL sınırı aranırken işyeri olarak kiraya verilen gayrimenkullerde bu sınır aranmamakta, dolayısıyla işyeri kiralarında ödenen miktar 500 TL'nin altında kalsa bile banka ve benzeri finans kuruluşları veya PTT aracılığıyla kira bedelinin gönderilmesi zorunlu olmaktadır. Ayrıca bu zorunluluğa hem kiracı hem de gayrimenkul sahibinin uyum göstermesi gerekmektedir.

Banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak, para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden bu belgeler kanıtlayıcı nitelikte belge olarak kabul edilmektedir.

Uygulamada bazen mülk sahibinin bankada veya PTT'de hesabının bulunmadığı, bu nedenle özellikle işyeri kiralarında kiracıların kirayı ödediklerini tevsik edici (kanıtlayıcı) belge kullanmada sorun yaşadıkları ve hatta bu nedenle Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 355'inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası ödemek zorunda kaldıkları gözlenmektedir.

Böyle bir durumda kiracıların işyeri sahibine isme havale veya EFT yapılması mümkün bulunmaktadır. Böyle bir durumda işyeri sahibi isme havale veya EFT yapılan tutarı banka veya PTT şubesine giderek nüfus kâğıdını göstermek suretiyle kirasını tahsil edebilmektedir.

Gerçekte tevsik zorunluluğunu kendi kusuru olmaksızın yerine getiremeyen kiracının kirasını banka ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla işyeri sahibi adına veya tayin ettiği vekil için hesap açtırmaksızın ‘isme havale veya EFT' yoluyla göndermesi halinde kiracının yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla mülk sahibinin banka hesabının olmaması nedeniyle kira bedelinin kendisine banka ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla ‘isme havale veya EFT' yoluyla gönderilmesi ve bu durumun kiracı tarafından da belgelendirilmesi halinde tevsik zorunluluğu yerine getirilmiş sayılmaktadır.

Tebliğ ile getirilen zorunluluklara uymayanlara Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 355'inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmektedir. Söz konusu ceza birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı için 2010 yılında 1000 TL, ikinci sınıf tüccarlar için 760 TL, diğerleri için ise 250 TL'dir.
Ayni olarak yapılan ödemeler bu zorunluluk kapsamında değildir.

Veysi Seviğ,Referans

ANNENİZİN 3600 GÜNLE 58 YAŞI DOLDURMASI GEREK

Soru: Annem Şubat 1966 doğumlu. Şubat 1999’da SSK’lı oldu. 2720 gün primi var. Annem kaç gün daha prim yatıracak? 3600 günle kaç yaşında emekli olabilir? M. Ali

Cevap: Anneniz 20 yıl sigorta, 5975 gün prim ve 55 yaş şartlarına tabi. 3255 gün daha prim ödeyerek, 5975 güne tamamlaması şartıyla 55 yaşını dolduracağı tarihte emekli olabilir.
Ayrıca, 880 gün daha prim ödeyerek prim ödemesini 3600 güne tamamlaması şartıyla 58 yaşını dolduracağı tarihte de yaş haddinden emekli olabilir.


Anneniz 7 ay doğum borçlanması yaparak emekli olabilir

Soru: Annem 9 Mart 1962 doğumlu. 1976’da SSK’lı oldu. 1978’de işten ayrıldı. 1998’e kadar hiç prim ödemedi. 1985 ve 1987 yıllarında iki doğum yaptı. 1998’den beri çalışıyor. Emekliliğine 7 ay kaldı. Doğum borçlanması yapabilir mi? Yapabilirse ne kadar ödemesi gerekir? Selami

Cevap: Anneniz 8 Eylül 1999 itibarıyla 18 yıldan fazla süredir sigortalı olduğundan bu tarihte uygulamaya konan ve emekli olmayı zorlaştırdığından toplumda mezarda emeklilik olarak adlandırılan 4447 sayılı yasaya tabi olmadan eski yasa şartlarıyla yani, 20 yıl sigorta ve 5000 gün prim ödeme şartlarıyla emekli olacak.
Anneniz iki doğum için de borçlanma yapabilir. Ancak emekli olması için prim eksiği 7 ay olduğuna göre, bir doğumu için 210 gün borçlanma yaparak prim ödemesini 5000 güne tamamlayarak emekli olması mümkün. Borçlanma bedelini ödedikten sonra emekli olabilir.
Örneğin, Ağustos 2010’da borçlanma talebinde bulunup, bedelini öder ve 31 Ağustos’a kadar emeklilik talebinde bulunursa, 1 Eylül’de emekli aylığı bağlanır.


Askerliğiniz başlangıçtan önceyse 49, sonraysa 50 yaşı doldurmanız gerek

Soru: 30 Ekim 1964 doğumluyum. 2 Şubat 1987’de SSK’lı oldum. 18 ay askerlik borçlanmamı ödedim. Ne zaman emekli olabilirim? Bayram SINIR

Cevap: Askerliğinizi ne zaman yaptığınızı belirtmemişsiniz. Sigorta başlangıç tarihinden önce askerlik yapmışsanız, borçlanma başlangıç tarihinizi 18 ay geri götürerek 25 yıl sigorta, 5300 gün prim ve 49 yaş şartlarına tabi olmanızı sağlar.
Sorunuzdan anlaşıldığı kadarıyla bundan sonra prim ödemeseniz de 30 Ekim 2013’te emekli olabileceksiniz. Şayet askerliğinizi sigorta başlangıç tarihinden sonra yapmışsanız, 50 yaşınızı dolduracağınız 30 Ekim 2014’te emekli olabilirsiniz.


Oruç tuttuğu için yemek yemeyen personele verilen yemek parası vergiye tabidir

Soru: Şirketimizde oruç tuttuklarından öğle yemeği yemeyen personele, yemedikleri yemeğin bedelini nakit olarak ödemeyi düşünüyoruz. Vereceğimiz yemek parası vergiye ve sigortaya tabi midir? Cevdet KARATAŞ

Cevap: Şirketinizde, oruç tuttukları için öğle yemeği yemeyen çalışanlarınıza vereceğiniz yemek parasının tamamını, Gelir Vergisi ve Damga Vergisi kesintisine tabi tutmanız gerekiyor. Ayrıca, personele nakit olarak verilen günlük yemek parasının Sosyal Güvenlik Kurumu’nca belirlenen 1.52 lirası sigorta primine tabi tutulmayacak.
Ancak günlük yemek parasının 1.52 lirayı aşan kısmını sigorta primine tabi tutmak zorundasınız. Yemek parasını, ödediğiniz aya ait ücret bordrosuna dahil edebilir, vergilendirildikten ve prime tabi tutulduktan sonra defterlerinize gider yazabilirsiniz.


Yurtdışı çalışma sürenizin tamamını borçlanmışsanız emekli olursunuz

Soru: 14 Mart 1963 doğumluyum. 1 Ağustos 1982 ile 17 Nisan 2004 arasında Almanya’da işçi olarak çalıştım. 17 Nisan 2004’te Türkiye‘ye kesin dönüş yaptım. 8 Temmuz 2005’te SSK‘ya giriş yaptım.
3 Eylül 2007’de yurtdışı çalışma sürelerimi borçlanarak bedelini ödedim. 1 Mayıs 2009 ile 1 Mayıs 2010 tarihleri arasında 1 yıl süreyle Türkiye’de sigortalı olarak çalıştım. Ne zaman emekli olabilirim? İbrahim POYRAZ

Cevap: Yurtdışı çalışma sürenizin tamamını (21 yıl 8 ay 16 gün) borçlanmışsanız, 25 yıl sigorta, 5150 gün prim ve 47 yaş şartlarına tabisiniz. 47 yaşınızı doldurduğunuz 14 Mart 2010’dan itibaren emekliliği hak etmiş olduğunuzdan, istediğiniz zaman emekli olabilirsiniz.
Yurtdışı çalışma sürenizin tamamını borçlanmamışsanız, hemen emekli olmazsınız. Emekli olacağınız tarih borçlanma gün sayınıza göre değişir. Kaç gün borçlanma yaptığınızı bildirirseniz daha net bilgi verebiliriz.


Eşiniz eski kanuna göre 5000 gün prim ödeyerek emekli olabilir

Soru: Eşim 10 Şubat 1966 doğumlu. 22 Mart 1979’da SSK’lı oldu. 2727 gün prim ödedi. Mart 2006 ile Aralık 2008 arasında 34 ay (1020 gün) isteğe bağlı prim ödedi. 3747 gün prim ödemesi var. Eşimin emekli olması için ne yapmam gerekli? Özer KARAKILIÇ

Cevap: Eşiniz 8 Eylül 1999 itibarıyla 18 yıldan fazla süredir sigortalı olduğundan, bu tarihte yürürlüğe konan ve emekli olmayı zorlaştıran kanuna tabi olmadan, eski kanun şartlarıyla emekli olacak. Eşiniz eski kanuna göre emekli olmak için 20 yıl sigorta süresi ve 5000 gün prim şartlarına tabi.
1253 gün daha prim ödeyip 5000 güne tamamlayacağı tarihte emekli olabilir. Ancak eksik primini isteğe bağlı olarak değil, sigortalı bir işte çalışarak ödemeli. Aksi takdirde, emekli olmak için Bağ-Kur şartlarına tabi olur ve 7000 gün prim ödemek zorunda kalır. Ayrıca eşiniz bundan sonra prim ödemese dahi, 50 yaşını dolduracağı 10 Şubat 2016’da yaş haddinden emekli olabilir.


13 yıl borçlanırsanız 55 yaş şartına tabi olursunuz

Soru: 1973 doğumluyum. 1993’te yurtdışına işçi olarak gittim. 2006’ya kadar kesintisiz yurtdışında çalıştım. Ekim 2008’den Kasım 2009’a kadar 390 gün Bağ-Kur’a prim ödedim. Ağustos 2009’dan beri SSK’ya prim yatırıyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Dönmez KORKMAZ

Cevap: Yurtdışına çıkış ve kesin dönüş tarihlerinizi yıl olarak vermişsiniz. Kaç gün yurtdışı çalışmanız olduğunu hesaplayamıyoruz. Ancak 13 yıl yurtdışı çalışmanız olduğunu ve SSK’ya borçlandığınızı varsaydığımızda, 25 yıl sigorta, 5750 gün prim ve 55 yaş şartlarına tabi olursunuz.
410 gün daha prim ödeyerek, borçlanmayla birlikte 5340 güne yükselecek olan prim ödemenizi 5750 güne tamamlamanız şartıyla, 2028’de 55 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Yurtdışında kaç gün çalışmanız olduğunu bildirirseniz daha net bilgi verebiliriz.

Ekrem Karasu,Posta

Haberiniz olmadan sigortanız giriş çıkış yapılıyorsa

İşyerinde çalışmaya devam ettiğim halde bazı dönemler haberim olmadan giriş-çıkışım yapılmış. Bunun için nereye müracaat etmeliyim? Bir de 1 yıla yakın süredir asgari geçim parasını vermiyorlar fakat vergiden düşüyorlar. Ne yapmalıyım? E.F. İşyerinde sürekli giriş-çıkış yapılıyor, sigorta primleriniz eksik yatırılıyor ise, Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüğüne şikayette bulunabilirsiniz. Asgari geçim indiriminiz ödenmiyor ise de işyerinin bağlı olduğu vergi dairesine şikayet dilekçesi verebilirsiniz.

11 yıldır özel bir şirkette çalışıyorum. 3600 günü doldurdum. Kendi isteğimle işten ayrıldığımda kıdem tazminatı alabiliyor muyum? 5017016 Nolu SMS

Prim gün sayınızı ve hizmet sürenizi doldurmuş iseniz, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alacağınız belge ile işverene müracaat ederek iş sözleşmenizi fesh ederek kıdem tazminatınızı alabilirsiniz. Ancak emekli aylığı için yaşı beklemeniz gerekir.

1988'de köy muhtarının beyanı ile beni haberim olmadan Tarım Bağ- Kur'lusu yapmışlar. Hiç ödeme yapmadım. Daha sonra baktım köyde arkadaşlar emekli olmaya başladı. Ben de bir heves Bağ-Kur'a gittim. Bağ-Kur benim hizmetimi ve borcumu silmiş. Nasıl emekli olabilirim? Kadir SEZGİN
Bağ-Kur'a 30 Nisan 2008 tarihi itibariyle 5 yıl ve daha fazla prim borcu olanların sigortalılıkları ve borçları siliniyor. Bu 01.10.2008'de çıkan 5510 sayılı kanunun 17. maddesi gereği yapacağınız iş Bağ-Kur'a müracaat edip hizmet ihyası talebinde bulunacaksınız. Hesaplanan borcunuzu 3 ay içinde öderseniz ve emeklilik şartlarınız oluşursa emekli olabilirsiniz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLACAĞIM

16.05.1955 doğumluyum. Sigorta giriş tarihim 1988. Toplam 2100 günüm var. Ne zaman emekli olabilirim? 5...157832 Nolu SMS

SSK'dan 15 yıl, 55 yaş, 3600 prim günden kısmi (yaştan) emeklilik şartlarına tabisiniz. 15 yıl şartınız ve 55 yaşınız tamamlanmış ancak prim gün sayınızın tamamlanması için 1500 gün daha prim ödemeniz gerekmektedir. Askerliği borçlanarak bu süreyi kısaltabilirsiniz. 3600 prim gün sayınız 24.05.2014 tarihinden önce tamamlanırsa 59 yaşa, bu tarihten sonra tamamlanırsa 60 yaşa tabi olursunuz.

Ali Şerbetçi,Takvim

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Nerede Kalmıştık...

On günlük bir aranın ardından yeniden beraberiz. Herkese tekrar merhabalar.
Dinlenmek ne kadar güzelse, tekrar yazıya dönmek, sizlere kavuşmak bir o kadar güzel. Bu on günü her ne kadar gündemden uzaklaşmak için değerlendirmeye çalışsam da çalışma hayatının gündemi maalesef peşimi bırakmadı. İş ve sosyal güvenlik mevzuatındaki gelişmeler, yeni KEY listesinin ilanı, referandum paketindeki çalışma hayatına dair düzenlemeler ve daha pek çok konu, masamın üzerinde birikmiş durumda.

Yazarlar için yıllık izin dönemleri, hem geçmiş yılın muhasebesi hem de gelecek yıla hazırlık için vesiledir. Ben de bu anlamda geçtiğimiz bir yılı değerlendirdiğimde, gerçekten yoğun bir trafiği geride bıraktığımızı fark ettim. Ancak şunu da gördüm ki, BUGÜN olarak çalışma hayatının, sosyal güvenliğin, sosyal politikaların gündemini iyi bir performansla takip etmişiz. Her bir gelişmeyi siz okurlarımıza ilk defa duyurmanın gayretiyle koşturmuşuz. Nitekim emeğimizin karşılığını da almışız. Zira KEY listelerinin akıbetinden, emeklilere intibak konusundan, doğum borçlanmasının son gelişmelerinden ve daha tasarı halindeki düzenlemelerden ilk defa BUGÜN okurları haberdar olmuş.

Geçmişte ortaya koyduğumuz performans, elbette gelecek için de bizleri motive ediyor. Dolayısıyla bundan sonra da gerçek gündemden, yani işçinin, memurun, esnafın, işsizin, emeklinin gündeminden yine önce sizler haberdar olacaksınız.

İzne çıkmadan önce doğum borçlanmasında iki gün arka arkaya manşetten verdiğimiz haber ve bilgiler, bayan okurlarımızı oldukça heyecanlandırmış. Bunu, posta kutumda biriken yüzlerce mailden anlıyorum. Dolayısıyla izin dönüşü başlangıcımı bu soruların cevaplarıyla yapmak istiyorum.

Annem doğum borçlanmasıyla nasıl emekli olur?

Soru: Merhaba Sadettin Bey. Annem için doğum borçlanması yapacağız. Ağabeyim 1982 doğumlu. Annemin SGK ilk işe girişi 1996 yılında. Doğum borçlanması ile annem 01.01.1983'te SSK'ya girmiş gibi mi sayılacak? Yani 01.01.1983 yılında ki emeklilik şartlarına göre mi emekli olacak? Savaş Zambak

Cevap: Değerli okurum, anneniz 1982 yılındaki doğumunu borçlanırsa, 1996 yılındaki SSK girişi 2 yıl geri gider ve 1994 olur. Buna göre de 50 veya 51 yaşını tamamlayarak emekli olur. Yani başlangıcı 1983'e gitmez. Zira doğum borçlanmasında, borçlanılan süreler sigorta başlangıcından önce ise, sigorta başlangıcı borçlanılan gün kadar geriye gider.

Bulgaristan'daki doğumlar borçlanılabilir mi?

Soru: Sadettin Bey, son yapılan doğum borçlanması düzenlemesi annemi oldukça sevindirdi. Fakat aklımıza takılan bir soru var. Biz Bulgaristan göçmeni bir aileyiz (1996 yılında göç ettik, 2001 yılında TC vatandaşı olduk.). Annemin 1996 sigorta başlangıcı var. Annemin 85 ve 86'da yaptığı doğumlar için borçlanma hakkı doğdu mu acaba? Yani doğum yaptığı tarihlerde TC vatandaşı olmaması sorun teşkil eder mi? Şenol Özgür

Cevap: Değerli okurum, sosyal güvenlik mevzuatımızda, TC vatandaşlığı öncesinde yapılan doğumların borçlanılamayacağı yönünde herhangi bir hüküm yok. Sadece yurtdışı hizmet borçlanmasında Türk vatandaşlığı şartı vardır. Dolayısıyla anneniz de bu iki doğum için borçlanma yapabilir. Bunun için SGK'ya başvursun, reddedilirse iş mahkemesinde dava açsın.

Erken emeklilik maaşımı düşürür mü?

Soru: Kadınların 4 yıl erken emekliliği ile ilgili haber doğrumudur? Bunun için ne zaman başvuru yapabiliriz. Tek çocuk için yaklaşık borçlanma tutarı ne kadardır. Birde 1990-2000 yılları arasında doğum yapanların daha avantajlı olduğunu okudum. Bunun ne gibi bir avantajı olabilir. Benim iki çocuğum var, biri 85 diğeri 91 doğumlu. Hangisini borçlanmalıyım? Bir de 2 yıl erken emekli olmam emekli maaşımda dezavantaj yaratır mı? Neslihan Hakyemez

Cevap: Doğum borçlanması için en yakın SGK müdürlüğüne başvurabilirsiniz. 1991 doğumlu çocuğunuz için borçlanma yapmanızı tavsiye ederim. 2 yıl için yaklaşık 5.840 TL ödersiniz. Erken emekli olmanız maaşınızda dezavantaj değil, avantaj oluşturur.

Saadettin Orhan,Bugün
Soru: 11 Şubat 1963 doğumluyum. Eylül 1983’te SSK’lı oldum. 29 Aralık 1983-30 Ekim 1993 tarihleri arasında memur olarak çalıştım. İstifa ettikten sonra 1 Kasım 1993-31 Aralık 1998 yılları arası SSK’ya devam ettim ve 1457 gün prim ödedim. 1 Ocak 1999-23 Kasım 2006 tarihleri arası Bağ-Kur’a 2843 gün prim ödedim. Şu anda SSK’lı olarak çalışıyorum. 873 gün primim var. Ne zaman emekli olabilirim? Metin POLAT

Cevap: Primi ödenen son yedi yılda fazla prim ödenen kurumdan emekli olunuyor. SSK şartlarına tabi olarak emekli olmanız için, 387 gün daha prim ödeyerek, Bağ-Kur’u kapattıktan sonra SSK’lı çalışarak ödediğiniz 873 gün olan prim ödemenizi, 1260 güne tamamlamanız gerekiyor. SSK’da 25 yıl sigorta, 5150 gün prim ve 47 yaş şartlarına tabisiniz. Prim ödemenizi 1260 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

EMEKLİ OLACAĞINIZ TARİHİ YURTDIŞI BORÇLANMA SÜRENİZ BELİRLİYOR

Soru: 10 Nisan 1967 doğumluyum. 1978’de yurtdışına gittim. 1999’da Türkiye’ye döndüm. 4 Ekim 2000’de Bağ-Kur’lu oldum. Yurtdışı borçlanması ile emekli olmak istedim ve yurtdışı borçlanması primini ödedim. Daha sonra yaşımdan ötürü emekli olamayacağım belirtildi. 2013’te emekli olabileceğimi ama yurtdışından getirdiğim evrakların 2013’te geçerli olamayacağını söylediler, doğru mu? Ayten YILMAZ

Cevap: Kaç gün yurtdışı borçlanması yaptığınızı belirtmemişsiniz. Hangi tarihte emekli olacağınızı borçlandığınız gün sayısı belirliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2013’te emekli olacağınızı belirtiyorsa, 11 yıl yurtdışı borçlanması yapmış olmanız gerekir. 11 yıl borçlanma yapmışsanız 46 yaşında 10 Nisan 2013’te emekli olabilirsiniz. Ancak, 18 yaşınızı doldurduğunuz tarihten Türkiye’ye döndüğünüz tarihe (dönüş tarihiniz 1 Ocak 1999 kabul edilmiştir) kadar olan sürede yurtdışında çalıştığınız ve bu süreyi (13 yıl 8 ay) borçlandığınızı varsaydığımızda, Bağ-Kur’da 20 tam yıl prim ve 43 yaş şartlarına tabi olarak, istediğiniz zaman emekli olabilirsiniz. Görüldüğü gibi borçlanma gün sayısı emekli olunacak tarihte belirleyici. Türkiye’ye kesin dönüş yaptığınız tarihi yıl olarak değil, ay, gün ve yıl olarak bildirmeniz halinde daha net cevap verebiliriz.

230 gün askerlik borçlanması yapın, bir yıl erken emekli olun

Soru: 10 Temmuz 1970 doğumluyum. 3 Haziran 1990 ile 30 Kasım 1991 yılları arasında askerliğimi yaptım. 9 Ocak 1992’de SSK’lı oldum. 23 Şubat 1993’ten 17 Eylül 2002’ye kadar 9 yıl 6 ay 23 gün Bağ-Kur primi ödedim. 17 Eylül 2002’den beri SSK’lıyım. 1) Askerliğimin ne kadarını borçlanmak bana daha faydalı olur ve ne zaman emekli olabilirim? 2) İşyerinden kendi isteğimle ayrılırsam tazminatımı alabilir miyim? Bülent UZ

Cevap: 1) Askerlik sürenizin 230 gününü borçlanmanız halinde 25 yıl sigorta, 5525 gün prim ve 52 yaş şartlarına tabi olursunuz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan borçlanmadan sonra prim ödemeseniz de 10 Temmuz 2022’de emekli olabilirsiniz. 2) 15 yıl sigorta süreniz ve 3600 günden fazla prim ödemeniz olduğundan, kıdem tazminatınızı alarak işinizden ayrılabilirsiniz.

İşten ayrıldıktan sonra istediğiniz işte tekrar çalışmaya başlayabilirsiniz

Soru: 16 Ocak 1969 doğumluyum. 2 Ekim 1989’da SSK’lı oldum. 6847 gün prim ödedim. Üç yıldır aynı yerde çalışıyorum. Kıdem tazminatımı alma hakkım var mı? Eğer böyle bir hakkım varsa, tekrar başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışabilir miyim? Tekrar bana sigorta primi yatar mı? Eşim ve çocuklarım sigortamdan yararlanabilir mi? 2015’te emekli olacağım. O zamana kadar sigortalı olarak çalışırsam bu fazla gün sayısı bana bir yarar sağlar mı? Hafize YILDIRIM

Cevap: 15 yıl sigorta süreniz ve 3600 günden fazla prim ödemeniz olduğundan, kıdem tazminatı alarak işinizden ayrılabilirsiniz. Tazminat alarak işten ayrıldıktan sonra istediğiniz işyerinde, hatta ayrıldığınız işyerinde dahi çalışabilirsiniz. Sigortalı çalıştığınız sürece siz, eş ve çocuklarınız sağlık yardımı alır. 46 yaşınızı dolduracağınız 2015’e kadar çalışmanızda asgari ücret üstünden prim ödenirse emekli aylığınıza bir faydası olmaz. Ancak prime esas kazancın tavan tutarı (4.943.25 TL) veya tavana yakın tutar üstünden prim ödenirse emekli aylığınıza faydası olur.

Memuriyet sürenizi 20 yıla, yaşı 48’e tamamlamalısınız

Soru: 13 Mayıs 1968 doğumluyum. 1 Haziran 1987’de SSK’lı oldum. 1059 gün prim ödedim. 16 Ağustos 1993’te Emekli Sandığı’nda memur kadrosunda işe girdim. 3/3’te memur olarak çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Emine ERYILMAZ

Cevap: 20 tam yıl fiili hizmet süresi ve 48 yaş şartlarına tabisiniz. 7 Ekim 2011’e kadar ara vermeden çalışarak fiili hizmet sürenizi 20 yıla tamamlamanız şartıyla, 48 yaşınızı dolduracağınız 13 Mayıs 2016’da emekli olabilirsiniz.

Emekliliği hak etmiş durumdasınız

Soru: 21 Ağustos 1962 doğumluyum. 17 Mayıs 1986’da Bağ-Kur’lu oldum. 18 ay askerlik borçlanması yatırdım. 1984’te askerliğimi bitirdim. Maliye’ye kayıtlıyım. 1981’de SSK’dan 2 aylık girişim gözüküyor. 2 ayın katkısı nedir? Emeklilik durumu ne olabilir? Sinan ÖZDEMİR

Cevap: 1982’deki 2 aylık prim ödemesi sadece Bağ-Kur prim ödemenizi 2 ay artırır. Emekli olma şartlarına etkisi olmaz. 25 tam yıl prim ödeme ve 48 yaş şartlarına tabisiniz. Ara boşluğunuz yoksa emekli olmak için aranan prim ödemeniz yeterli olup, 48 yaşınızı 21 Ağustos 2010’da doldurduğunuzdan, emekliliği hak etmiş durumdasınız. İstediğiniz zaman emekli olabilirsiniz.

Ekrem Sarısu,Posta

Kiraları bankaya yatırma zorunluluğu

Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257'nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendiyle Maliye Bakanlığı'na, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

Maliye Bakanlığı bu yetkisini geçmişte 320 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kullanmıştır. (Bu genel tebliğden sonra konuya ilişkin olarak 323, 324 ve 332 sayılı Genel Tebliğler ile 1 sayılı Vergi Usul Kanunu yayımlanmıştır.) Söz konusu Genel Tebliğler ile birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, kazancı basit usulde tespit edilenlere, defter tutmak zorunda olan çiftçilere, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafa, kendi aralarında yapacakları ticari işlemlerle nihai tüketicilerden (Türkiye'de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 Türk Lirası'nı aşan tahsilat ve ödemelerini banka, özel finans kurumları veya PTT'yi aracı kılınarak yapmaları ve bu kurumlarca düzenlenen hesap belgesi (dekont) veya hesap bildirim cetvelleriyle tevsik etmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Düzenlemelerle, tespit edilen tutarı aşan avansların, pey akçesi, depozito gibi ödemelerin de bu kurumlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu kılınmıştır. Ayrıca işletmelerin kendi ortaklarıyla ve diğer gerçek ve tüzelkişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketleri de işlem tutarının 8.000 TL'yi aşması koşulu ile (324 sayılı Genel Tebliğ) kapsama alınmıştır.

Bakanlık, anılan maddenin verdiği yetkiye dayanarak 268 No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile işyeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin de banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle belgelendirilmesi zorunluluğu getirmiştir. Bu zorunluluğu daha önce de yazmıştık. Ancak bu konuda çokça okur sorusu gelince tekrar aynı konuya dönme ihtiyacı hissettim.

Bu zorunluluk konut kiralamalarında aylık kira bedelinin 500 TL ve üzerinde olması halinde söz konusudur. Aylık kira bedelinin bu tutarın altında olması halinde, yine eskiden olduğu gibi elden veya başka şekillerle de ödenebilecektir. Öte yandan bu zorunluluk ve sınır, her bir kira ilişkisi için ayrı ayrı söz konusudur. Bu nedenle bir kişinin iki dairesinden birini aylık 450 TL, diğerini aylık 1.000 TL karşılığı konut olarak kiraya vermesi halinde zorunluluk sadece ikinci kira ilişkisi için söz konusu olacaktır.

Burada önemli olan aylık kira bedelidir, yoksa ödeme tutarları değildir. Aylık kira bedelinin 800 TL olduğu bir durumda, kiranın ay içinde 400'er TL olarak iki taksitte ve taksitler sınırın altında kalacak şekilde ödenmesi, banka veya PTT aracılığı ile ödeme zorunluluğunu kaldırmayacaktır.

İşyeri kiralarında  ise kiralamaların tamamı, herhangi bir sınır olmaksızın banka veya PTT aracılığı ile ödenme İşyeri kiralarında ve tahsil edilme zorunluluğu kapsamına alınmıştır.

Ortaklık halinde sahip olunan konutlarda, bir hissedara düşen miktar 500 TL'nin altında kalsa bile, kiraya verilen konutun kira bedeli 500 TL ve üzerindeyse, işyerlerinde de miktarına bakılmaksızın kira bedeli banka ya da PTT aracılığıyla mümkünse hissedarların ortak hesabına, mümkün olmaması halinde ortaklardan birinin hesabına yatırılması gerekmektedir.

Bazen kira sözleşmeleri kiraya verenin vekili vasıtası ile yapılmakta ve bu sözleşmelerde kiraların vekilin banka hesabına yatırılması öngörülmektedir. Bu durumda ödemeye ait bankada düzenlenen dekontun açıklama kısmına mülk sahibinin ismiyle kira ödemesi olduğunun da yazılması, vekil tayin edilen kişinin banka hesabına yatan paranın mülk sahibine aktarılmasının da yine banka veya PTT aracı kılınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Aynı hususlar, hisseli gayrimenkullerin kiralanmasında da geçerlidir.

Kira bedelinin icra daireleri aracılığıyla tahsil edildiği hallerde ve kira bedellerinin ayni olarak ödendiği durumlarda, doğal olarak banka veya PTT aracılığı söz konusu olmayacaktır.

Bu yeni düzenleme uyarınca bankalar aracılığıyla yapılacak ödemelerin kanıtlanmasında havale belgesi, dekont, hesap cetveli gibi belgeler kullanılabilecektir. Ayrıca otomatik ödeme talimatı çerçevesinde yapılan ödemeler, kredi kartları aracılığıyla yapılan ödemeler, çekle ödemeler de banka sistemi içinde yapılan ödeme olarak kabul edilecektir.

Bumin Doğrusöz,Referans

Doğum Borçlanması Soruları

Okuyucularımın doğum borçlanması soruları arttı. Bu doğal bir süreç. Çünkü SGK'nun yayınladığı yeni tebliğ üzerine, doğum borçlanmasında yeni ümitler oluşmaya başladı. Yasakoyucunun daha kapsayıcı bir bakışla, aktüeryası iyi yapılmış bir doğum borçlanması yapısı kurması gerektiği, artık iyice anlaşılmaya başlandı. Bu konuda yazılıp çizilenlere kulak verildiğinde âdil bir çözüm de bulunmuş olacaktır. Bütün anaların sigortalılık tarihi ve kategorilerine bakılmaksızın doğum borçlanması yapabilmesi hususunda yasal yapı, 5510 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak gerçekleştirilmelidir. Tabii ki, doğumu ve sonrasında sigorta primleri ödenmiş olanların tekrar doğum borçlanmasına konu olması düşünülemez.

SGK, 1 Temmuz 2010 tarihinde yayınladığı tebliğle, bütün işçi, yani 4/a sigortalısı kadınlara doğum borçlanmasını biraz daha kolaylaştırmanın adımını attı. Çalışmaya başlamadan önce doğum yapmış anneler de bu haklardan yararlanabilecek. Yasal esaslara göre, işçi kadınlar, 4 yıl erken emeklilik ile ilgili olarak doğum borçlanmasından yararlanabilecek. İki çocuk için 4 yıla kadar yapılacak borçlanmayla kadınlar, erken emekli olabilecekler. Artık işten ayrıldıktan sonra 300 günden fazla bir süre geçmiş sürede doğum olsa bile, doğum borçlanması yapılabilecek. Ayrıca, sigortalı olunan tarihten önceki doğumlar da borçlanılabilecek.

5510 sayılı Kanunla, Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile SSK'lı sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla, iş sözleşmesiyle işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla örneği SGK tarafından hazırlanan hizmet borçlanması başvuru belgesi ile yapılacaktır. Bu başvurular, sigortalılar ve hak sahipleri tarafından sosyal güvenlik il müdürlükleriyle sosyal güvenlik merkezlerine yapılacaktır. 4/a sigortalısı işçi kadının doğum tarihinden sonraki borçlanmak istediği iki yıllık süre Kurum hizmet kayıtlarından tespit edilecek ve sigortalılık yönünden doğum borçlanmasının 2 tür etkisi olacaktır:

1- Prim Ödeme Gün Sayısını artıracaktır.

2- Sigortalı olduğu tarihten önce doğum yapan kadınlar da sigorta başlangıç tarihini geriye götürebileceklerdir. Tekrarlayalım ki, prim ödeme gün sayısı eksik olan işçi kadınlar, doğum borçlanması yaptıklarında SGK gün sayıları artmış olacak. Ancak, sigortalı olduğu tarihten önce doğum yapan kadınlarda ise hem sigorta başlangıç tarihi geriye gidecek ve buna bağlı olarak emeklilik yaşı düşecek, hem de gün sayısı artacaktır.

Borçlanılacak sürelere ait prim tutarı, sigortalıların veya hak sahiplerinin talepte bulundukları tarihte yürürlükte olan asgari ücretle (01.07.2010 tarihinde asgarî ücret: 760,50 TL) ve asgari ücretin 6.5 katı olan SGK tavan tutarı (4.943,40 TL) arasında sigortalının kendisi tarafından belirlenecek tutarın yüzde 32'si oranında hesaplanacaktır. Asgarî ücretle borçlanma yapıldığında bir aylık borçlanma tutarı 760,50 X 0,32= 243,36 TL ve tavan tutar üzerinden borçlanma yapıldığında bir aylık borçlanma tutarı 4.943,40 X 0,32= 1.581,89 TL olacaktır.

Bu şekilde yapılacak tercihe göre, hesaplanacak olan doğum borçlanması borcu, borçlanan kimseye (sigortalı veya hak sahibine) tebliğ tarihinden itibaren, bir ay içerisinde sigortalı veya hak sahipleri tarafından Kuruma ödenmesi gerekmektedir. Doğum borçlanması ile ilgili prim borcunu süresi içinde ödemeyenler ile kısmi ödeme yapanların kalan sürelerinin borçlandırılması için yeni başvuru şartı aranacaktır.

Kısacası, doğum yapmış olan, çocuğu sağ doğmuş olan, doğumdan sonraki iki yıllık sürenin bir kısmında veya tamamında çalışmamış ve prim ödememiş olan, bütün 4/a sigortalısı anneler, toplam iki çocuk için 4 yıla kadar doğum borçlanması yapabileceklerdir. Ancak SGK, özlü çözüm ve uygulamasını bir an önce açıklamalıdır

Tahsin Sınav,Yeni Şafak

Maliye, şikâyetleri dikkate aldı e-beyannamede cezalar düşürüldü

Maliye, işlemleri hızlandırmak ve kayıt dışıyla mücadeleyi güçlendirmek gibi maksatlarla elektronik ortamda beyanname ve bilgi formlarının verilmesi uygulaması başlattı.

Ancak, beyanın elektronik ortamda verilmesi mecburiyetine uymayanlara öngörülen cezalar konusu bir türlü rayına oturmadı. Önceleri uygulamanın yerleşmesi için oldukça yüksek tutulan cezalar, bu köşede sıkça dile getirdiğim üzere mükelleflerle mali müşavirleri karşı karşıya getirdiği için sıkıntılara sebep olmuştu. Küçük bir ihmal için ödenecek cezanın yüksekliği ve bu cezayı kimin (mali müşavir mi mükellef mi) üstlenmesi gerektiği, konunun mahkemelere taşınmasına sebep oldu. Mahkemelerin bu cezaların adil olmadığı ve ceza kesmek için bir uyarıda bulunulması gerektiği yönündeki mükellefler lehine verdiği kararlar, konuyla ilgili mevzuatın elden geçirilmesine sebep oldu.

Yapılan ilk düzeltmeyle cezanın uygulanması için mükellefe bunun yazılı olarak bildirilmesi şartına istisna getirildi. Bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı'nca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı hükmü kanun metnine kondu. Yani bakanlığın tebliğ, sirküler gibi düzenleyici idari metinlerinde duyuru yapması yeterli olacak, her bir mükellef için uyarıcı bir yazı çıkarılması gerekmeyecek, dendi. Bu düzenlemeler mahkemelerde idarenin elini güçlendirdi. Ancak, cezaların yüksekliğinden kaynaklanan şikayetler artarak devam edince hükümet bu cezaları düşürmeye karar verdi. Yapılan ilk düzenlemede beyannamelerin kanuni süresinden sonraki ilk 15 gün içerisinde verilmesi halinde indirimli ceza ödeneceği, bilgi formlarına ait düzeltmelerin ise kanuni sürenin dolmasından sonraki ilk 10 günde verilmesi halinde ceza kesilmeyeceği hükmü konmuştu. Bütün bu düzenlemelerden sonra bu ayın başında Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 6009 sayılı kanunla bu cezalarla ilgili yeni indirimler getirildi. Düzenlemede, elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi halinde onda bir oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 30 gün içinde verilmesi halinde ise beşte bir oranında uygulanacak. Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmeyecek. Takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası beşte bir oranında uygulanacak.

Yeni düzenlemeyle elektronik ortamda beyannamelerin geç verilmesi halinde kesilecek cezanın ciddi manada indirildiğini görüyoruz. Geç verilen bir beyanname için ödenmesi gereken ceza otuz gün içinde verme halinde bin liradan 100 liraya düşüyor. Hatta beyanname sonraki otuz gün içinde verilecek olursa bile ödenecek ceza tam olarak değil, beşte bir oranında yani 200 lira olarak kesilecek. Ayrıca daha önce elektronik ortamda verilmiş bir beyannameyle ilgili kendiliğinden veya pişmanlıkla verilecek düzeltme beyannameleri için de herhangi bir özel usulsüzlük cezası uygulanmıyor.


FORMLARIN GEÇ VERİLMESİNE İNDİRİM YOK

Ancak beyannamelerin geç verilmesiyle ilgili olarak gösterilen bu hoşgörü Ba-Bs formları için gösterilmemiş. Formların zamanından bir gün sonra verilmesi halinde bile özel usulsüzlük cezası tam olarak uygulanıyor. Bu yaklaşım formlarda verilen bilgilerin işlenerek kayıt dışıyla mücadelede kullanılıyor olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. İdare bu bilgilerin geciktirilmeden kendisine ulaştırılmasını istiyor. Buna mukabil zamanında verilen formlardaki bilgilerin düzeltilmesi maksadıyla verilen düzeltme formları için kesilecek cezalarda indirimler bulunuyor. Bilgi formlarının verilme süresinin bitiminden itibaren ilk on gün içerisinde düzeltme maksadıyla form verilirse ceza uygulanmıyor. Bu on günlük sürenin bitiminden itibaren on beş gün içinde verilen formlar için ise uygulanacak ceza beşte bir oranında yani 200 lira olarak kesilecek. Bu ceza kanun yürürlüğe girmeden önce ikide bir oranında yani 500 lira olarak uygulanıyordu. Mali müşavirlerin mükelleflerine ait formları bilgiler eksik da olsa zamanında vermeleri ve 10 günlük sürede eksikleri tamamlamaları onları veya mükelleflerini bu özel usulsüzlük cezalarıyla muhatap olmaktan kurtaracaktır.

Ahmet Yavuz,Zaman

Arşiv